Şehrin gürültüsünden, kalabalığından ve gri görüntüsünden kurtulmak istiyorsanız, gökyüzünü binaların arasından görmek sizi rahatsız ediyorsa bu sayfalarda biraz vakit geçirin.
 Ana sayfa   Gezi notları   Bilgi paylaşımı   Geziler   Oteller   Yazılar   İpuçları   Doğa ve fotoğrafçılık

Abant   
Adada   
Adalar   
Adatepe   
Adrasan   
Ağva   
Aix en Provence   
Akyaka   
Ayvalık   
Belgrad Ormanı   
Bergama   
Bergama (Pergamon)   
Bozcaada   
Cumalıkızık   
Çandarlı   
Çiğdem Yaylası   
Çubuk Gölü   
Dalyan   
Datça   
Davlumbaz   
Doğançay   
Dupnisa Mağarası   
Efteni Gölü (Melen)   
Eğirdir   
Ercivan   
Erikli   
Göynük   
Güver Uçurumu   
Güzeldere   
Harran   
İğneada   
İnönü Yaylası   
İznik   
Kanlıdivane   
Karacaören   
Kartepe   
Kastro   
Kazkıran   
Kefken   
Kıyıköy   
Kızkalesi (Korykos)   
Madenderesi   
Ménerbes   
Mor Mihail Kilisesi   
Mudurnu   
Öküzovası   
Polonezköy   
Safranbolu   
Salon de Provence   
Sapanca   
Sarıalan Yaylası   
Serindere   
Spil Dağı   
Sülüklügöl   
Şirince   
Taraklı   
Tirilye (Zeytinbağı)   
Uludağ   
Uzunköprü   
Yedigöller   
Zinciriye (Sultan İsa) Medresesi   
Detaylı liste için tıklayın  

Mavi Bayraklı Plajlar 


 Doğa ve Fotoğrafçılık

 Kompozisyon 1

 Kompozisyon 2

 Fotoğrafı Fotoğraf Yapan Işık

 Mutluluğun Sırrı : Renkler

 Film Kullanımı

 Fotoğrafçının Bakışı





Yazar hakkında:

Mısra Dinibütün misradp@yahoo.com

Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümünden mezun olan Dinibütün Doğuş Üniversitesinde İşletme Master'ını (MBA) tamamladı ve İnsan Kaynakları alanında yüksek lisans derecesi (MA)aldı.

Dinibütün, Mesleği olan İnsan Kaynakları ve Eğitim alanındaki çalışmalarının yanısıra doğal dünyayı, duygu, hassasiyet ve gerçeklikle görebilme, kaydetme ve paylaşma tutkusu ile yaklaşık 7 yılı geçen bir süredir fotoğrafçılık ve aynı zamanda da dalgıçlık yapmaktadır.
Fotoğrafçının Bakışı

Fotoğrafı seviyorum. Fotoğraf sayesinde, başkalarının farkına bile varmadığı anlamlara, duygulara, ayrıntılara gidebiliyorum. Fotoğraf sayesinde var olandan aldığım keyif çoğalıyor. Hüznü, mutluğu, şaşkınlığı, coşkuyu kendimce anlayabiliyorum...

İnsanlar pek çok nedenle fotoğraf çeker, bu nedenler arasında en yaygın olanı yaşanılan anı zaman içinde dönüp bakmak için yada, görülen yerleri diğerlerine göstermek için kaydetme isteğidir. Bu fotoğraflarda konu ve etrafı başlı başına fotoğrafın amacıdır, diğer koşullar çok önemsenmez. Tek önemli olan konunun net görüntülenmesidir. Burada amaç konuyu kaydetmek ve daha sonra bunu çevreye göstermektir. Bu tip fotoğraflar daha çok anı fotoğrafı olarak da nitelendirilmektedir. Fakat kendine fotoğrafçı diyen bizim gibiler için konunun hatıra boyutundan çok görsel kalitesi önem taşır hale gelir.

Birkaç hafta önce bir grup fotoğrafçı arkadaşımızla bir İstanbul akşamları turuna başladık. Turumuza Ayasofya'dan başladık. Bir yaz akşamı, etrafta dolaşıyoruz. Güneş kızıllaşmış. Hiç kimse çekilmesi olağan görülen görüntüler ile ilgilenmiyor. Kimi yerlerde arnavut kaldırımlarına vuran gün ışığının peşinde, kimi meydandaki havuza yansımış olan gün batımı görüntüsünün, kimi ise sokaktaki insanların... Ben mesela, bir tek Ayasofya görüntüsü çekemedim. Çekemedim çünkü ışık ve kullandığım film çok uygun değildi, bu nedenle de istediğim, aklımda canlandırdığım gibi sonuç vermeyecekti. Elimde sadece net bir Ayasofya görüntüsü olacaktı. Bunun yerine etraftaki farklılıkları, an'ları yakalamaya çalıştım (zaten Ayasofya'nın bir görüntüsüne sahip olmak istesem gidip kartpostalını almanın daha iyi olacağını da düşünüyorum). Diğer taraftan, kaldırımlardaki insanları, ışıktan parlayan arnavut taşlarını, bir yaz akşamı turistler ile konuşmaya çalışan gencin ifadesini, akşam çaylarını içen esnaf tarafından ağacın altına bırakılan çay bardaklarının mahzun bekleyişini görüntülemek beni son derece mutlu etti. Benim için o bölgenin an'larını kaydetmek demek idi bu. O bölgede yaşanan o bölgeye has an'lar...

Ağacın altına konmuş birkaç boş çay bardağının fotoğrafını çekmek neden Ayasofya'yı görüntülemekten daha fazla zevk versin diye sormak kesinlikle saçma olmaz. Benim cevabım ise oldukça basit bir neden: an'lık farklılıkları yakalama istediği. İlkinde aslında fotoğraflanacak bir şey yok gibi gelse de, kendine has görsel ve kültürel pek çok malzeme bir arada bulunmakta, bunu fark edip kendi görüşünüzü katarak o anın bir görüntüsünü elde etmek sonuçta oldukça heyecan verici bir duygu.


Seyahat etmeyi seven bir fotoğrafçı olarak, çok güzel doğa görüntülerine rastlama imkanı buluyorum. Bu gördüklerimin hepsinin mükemmel fotoğraflar olamayacağını da çoğu zaman biliyor olmamdan ötürü sonuçları gördüğümde şaşkınlık yaşamıyorum. Fakat fotoğraf çekiminde bunu bilmek önemlidir. İstediğiniz sonucu alamadığınız bir fotoğrafa bahaneler yaratmak gereksizdir. Bizim görüşümüz çevredeki pek çok faktörden etkilenir ve bunların hiç biri fotoğraf filmine kaydedilemez. Mesela sesler, koku, ve hatta bizim içinde bulunduğumuz ruh hali... Çoğu zaman düşüncelerimizde yarattığımız görüntüyü fotoğrafladığımızı sanırız; harika bir manzara, gün batımı yada ilginç bir olay her zaman bizde uyandırdığı etki ile fotoğrafa geçmez. Sonuçta baskısını heyecanla beklediğimiz o fotoğrafın bizde hiçbir etki yaratmadığını fark edip üzüntüye kapılırız. Neden o etkiyi yakalayamadığımızı düşüp dururuz, sonra kendimizce bazı bahaneler geliştiririz. Biliyorum, çünkü yaşadım...

Aslında objektif dediğimiz araç son derece soğuk ve duygusuz bir alettir. Sizin dediğinizi yapar, olanı aynen kaydeder daha fazlasını katma endişesi taşımaz. Oysa ki gözümüz olayları son derece sübjektif görebilir, görüntüye duygu katar. Gözümüz vasıtası ile beyne ulaşan görüntü süreklilik izler, manzarayı tarar, ilgimizi çeken noktalara odaklanabilir ve ilgi alanımız dışında kalan kısımları dışlayabilir. Bu nedenle karşılaştığımız bir manzara yada olay bizi hak ettiğinden fazla etkileyebilir. Ve yine aynı nedenle, fotoğrafımızda olmaması gereken bir ağacı, konun arkasında yığılmış çöp torbalarını yada güzel bir manzarayı bozan gölgeleri, fotoğrafı bastıktan sonra fark ederiz.

İyi bir bakış, her fotoğrafçının sahip olmak istediği bir özelliktir. Bazıları bu bakışa doğuştan sahiptir, var olan bir yetenektir ve biraz çalışarak kolayca geliştirirler. Her konuda olduğu gibi burada da "yetenek" çok önemli bir etkendir. Diğer taraftan bir "fotoğraf makinesi gibi görebilmek" öğrenilerek geliştirilebilir. Fotoğrafçı bakışında en önemli nokta konunun ötesine bakmak ve makinenin yakalamayı çok sevdiği o dikkat dağıtan ayrıntılardan konuyu kurtarabilmektir. Konun etkisini bozabilecek yada dikkati dağıtabilecek unsurları kadrajın dışında bırakmak kolay değildir, çünkü bazen konu etrafında ki renk dağılımı, doku veya manzara çok uygun olmayabilir. Bu durumda yine pek çok durumda olduğu gibi ışık ile farklı bir etki yaratmaya çalışabilir yada kadrajımızı iyice daraltarak farklı bir bakış yakalamaya çalışabiliriz. Şekil, ton, doku, renk, perspektif ve tabii ki ışık gibi faktörlerin etkisini kullanarak konu üzerinde odaklanma sağlanabilir, konu daha etkili bir biçimde görüntülenebilir.

Bu konuda küçük bir alıştırma yapalım...Siyah bir yüzeyde beyaz bir halka düşünün, bu halkayı şekillendirmek ve boyut katmak için biraz ton katın öyle ki küre şekline gelsin ve sağlam bir imaj versin. Sonra bu küreye doku katın. Doku bu kürenize karakter katacak ve onu bir golf yada tenis topu şeklinde farklılaşmasını sağlayacaktır. Oluşturduğunuz bu şekle renk katarak ona güçlü bir etki verebilirsiniz. Arka plana da uzaklık ve derinlik hissini yaratmak için bir obje ekleyebilirsiniz mesela eğer bir golf topu ise sizin şekliniz, o zaman arka plana bir bayrak yada golf çantası ekleyebilirsiniz. Şimdi oluşturduğunuz konuya bir bakın, sizce etkili oldu mu? Gözü rahatsız eden, dikkati dağıtan bir unsur var mı? Olamaz çünkü bunu biz tasarladık...Özenle oluşturduk, konuyu aklımızda canlandırdık ve ne olması gerekenden fazlasını kattık ne de eksik bıraktık.

Evet şimdi sıra geldi sizi hayal kırıklığına uğratan fotoğraf çekimlerinize bakmaya. Bu fotoğrafların nasıl olmasını istediğinizi düşünün. İyi bir bakış elde etmenin en kolay yolu her zaman konuyu önce kafamızda canlandırarak, gerekenden fazlasını katmadan etkiyi de eksik bırakmadan olmasını istediğimiz fotoğrafı çekmeye uğraşmaktır. Özellikle başlangıçta her zaman aklınızda canlandırdığımız görüntüyü elde edemeyebilirsiniz ancak konuyu ayırt etmeye başladığınız andan itibaren kendinize özgü bakışınızı kazanmaya da başlarsınız. Bu bakış sizin seçiminizdir, sizin görüşünüzdür, fotoğraf kadrajınızdır. Kısaca bu artık sizin fotoğraf bakışınızdır. Aynı konu ile ilgi her bir fotoğrafçının kendine has bakışı, farklı bir anlatımı, farklı bir yaklaşımı vardır. Bu nedenle başta fotoğrafçılıkta isim yapmış üstadların olmak üzere mümkün olduğunca çok fotoğraf incelemenin ve benzerlerini çekmeye çalışmanın da bu bakışı yakalamayı öğrenmek yolunda oldukça faydası vardır. Beğendiğiniz fotoğrafların benzerlerini çekmeye çalışın ve kendi üslubunuzu katarak kendi bakışınızı ortaya koyun. Çalışmaya başladıktan sonra kendinizdeki ilerlemeyi fark edeceksiniz.

Fotoğraflarınızı çekerken unutmamanız gereken bir konu da kadrajınızın sınırlarıdır. O sınırlardan içeriye beklenmedik umulmadık konular girebilir, bunu çekim sırasında fark edemezsiniz. Baskınızı aldığınızda sağda solda yarım kesilmiş bazı görüntülerin varlığı sizi mutsuz eder. Bunun olmaması için kadrajınızı etrafı istenmeyen konulardan uzak kalacak şekilde ayarlayın. Hiçbir şeyin girmeyeceğinden emin olun, özellikle çalışma aşamasının başında iseniz ve çekeceğiniz konuda vaktiniz yeterli ise kadrajınızın kenarlarını birkaç kez kontrol edin.

Unutmayın; gözümüz etrafımızı olduğu gibi değil görmek istediğimiz gibi görmemizi sağlar, fakat makinemiz sadece ve kesin olarak olanı görür.

Keyifli çalışmalar dileği ile...



A. Mısra Dinibütün
Amatör Fotoğrafçı








şifremi hatırlamıyorum
üye olmak istiyorum

Bu sayfayı arkaşıma gönder

 Otel ara



site içi arama


burası neresi?



en güzel fotoğraflar


Videolar    Linkler    Bize ulaşın    Üyelik    Acentalara özel    Otellere özel    Otelinizi ekleyin    Hakkımızda

© 1999 Gezi Notları