Ana Sayfa   Yol Tarifleri   Forumlar   Gezi   Oteller   İpuçları   Yazılar   Hava Durumu   Linkler   Kayıt   SSS   email 

 

 
 
Siz de doğa ile ilgili paylaşmak istediğiniz izlenimlerinizi, anılarınızı bize yazın
Mailinizde, yazınızın başlığını ve isminizin yayınlanmasını isteyip istemediğinizi belirtin.
Amasra ve Safranbolu'da Yaşam

Herkese merhaba ,

Bursa'dan başlayan yolculuğumuzda Ankara’dan sonra bir
arkadaşım ile birlikte Bartın’a doğru yola koyulduk.
Ankara – Bartın arasındaki kara yolunun bir kısmı çok
iyi olmadığı için yolculuğumuz pek iyi geçmedi. Sabah
Bartın’a vardığımızda şehrin sessiz , hareketsiz ve
durağan ufak bir şehir olduğunu gördük. Bartın’a bağlı
Ulus ilçesine gitmek için yola koyulduk. Ulus , şehir
merkezinden yaklaşık 30-35 dk. uzaklıkta ve
sakin,sessiz, tipik bir Anadolu yerleşim yeri.
Bartın’dan adı son zamanlarda çokça duyulmaya başlayan
Amasra ilçesini görmek üzere hareket ettik. Amasra ile
Bartın arasındaki uzaklık çok olmamasından - 19 Km-
dolayı yerli halk havalar iyi olduğundan genelde
tatillerinin çoğu zamanını bu güzel sahil beldesinde
geçiriyorlar. Onların yanı sıra diğer şehirlerden de
iyi sayıda turist çekmekte. Şehir keşmekeşinden ,
hareketliliğinden, gürültü ve kalabalığından sonra
Amasra’da deniz ve sessiz sokaklar bize çok iyi geldi.
Şansımıza havada iki gün boyunca çok güzeldi.
Amasra’da ağaç oymacılığı gayet ileri bir seviyeye
gelmiş ve bunun sonucu olarak birçok yerde ağaçtan çok
çeşitli hediyelik eşya bulmak mümkün. Bunun yanında
sanırım oralara kadar gidilip yapılması gereken diğer
bir şeyde güzel bir balık ve özellikle salata ziyafeti
çekmek. Evet gerçekten daha önceden duyduğumuz gibi
bizde oraya gidip salatasını denedik , hakikaten çok
farklı bir tat . Özellikle bol sirkenin bunda çok
büyük katkısı var gibi ...

Amasra’dan Pazar akşamı ben Safranbolu’na arkadaşımda
işi gereği Ankara’ya döndü. Bartın ile Safranbolu
arasında süren iki saat civarındaki yolculukta çok
geniş ve kalabalık olmayan iki dağın arasına sıkışmış
yolda keyifli bir yolculuktan sonra Safranbolu’na
vardık. Pazartesi sabah eski Safranbolu’na doğru
elimde ayaklar sırtımda fotoğraf çantam ile birlikte
yola koyuldum. Safranbolu’nun gerçektende bahsedildiği
gibi yıllar öncesinde olduğu gibi eskiliğini korumaya
devam ettiğini gördük. Eski fotoğraflardaki gibi
birçok yapı aynılığını sürdürüyor. Hafta içi olması
sebebi ile turistlerin gezisine açık olan evleri
ziyaret edip tenhalıktan dolayı rahat rahat
fotoğraflarımı çekebildim. Akşama doğru tesadüf eseri
yola çıkarken kafamda olan konakta kalma fikrini
uygulayabileceğim güzel bir konak buldum. İki gece
kaldığım Bastoncu konağında benden başka her yerde
görebileceğimiz 10 civarında Japon turist vardı.
Safranbolu evlerinin tipik bir örneği olan bu yerde
iki güzel gün geçirme fırsatı buldum. Tüm evlerde
giriş selamlık ve misafir erkeklerin konakladığı
odalar ile başlayıp bazen giriş katında bazen üst
katlarda haremlik kısımlarının bulunduğu ve misafir
kadınların kaldığı odalar bulmak mümkün. Bunlara ek
olarak baş odası denen ve yemek yendikten sonra
çayların ve kahvelerin içildiği sohbetlerin yapıldığı
odalar, evde bulunan erkek çocuk ve gelinler için
tahsis edilmiş odalar görülüyor. En dikkat çeken ise
tüm odalarda bir ailenin her ihtiyacını
karşılayabileceği şekilde dizayn edilmiş olması. Aşağı
yukarı tüm odalarda bulunan ocaklarda yemekler yapılıp
yenir , sedirde kahveler içilip muhabbetler edilir ve
bence en ilgi çeken ise gardırop şeklinde açıldığında
içinde banyoların olduğu kısımlar .
Arkadaşımızı ziyaret için çıktığımız bu yolculuğumuzda
daha önce hiç görmediğimiz yerleri görüp bol bol
fotoğraf çekme fırsatı bulup şehir kalabalığından bir
süreliğine de olsa kurtulup kendimizi yenileme fırsatı
bularak tekrar evimizin yolunu bulduk.
Sonuç olarak , dillere destan Safranbolu evlerini
görmeli ve buna ek olarak kesinlikle yakın olan Amasra
görülmeden gelinmemeli.

Herkese gezi dolu günler ...

Erkan AYBARAZ .