Şehrin gürültüsünden, kalabalığından ve gri görüntüsünden kurtulmak istiyorsanız, gökyüzünü binaların arasından görmek sizi rahatsız ediyorsa bu sayfalarda biraz vakit geçirin.
 Ana sayfa   Gezi notları   Bilgi paylaşımı   Geziler   Oteller   Yazılar   İpuçları   Doğa ve fotoğrafçılık

Abant   
Adada   
Adalar   
Adatepe   
Adrasan   
Ağva   
Aix en Provence   
Akyaka   
Aygır Deresi   
Ayvalık   
Belgrad Ormanı   
Bergama   
Bergama Antik Kenti   
Bozcaada   
Cumalıkızık   
Çandarlı   
Çiğdem Yaylası   
Çubuk Gölü   
Dalyan   
Datça   
Davlumbaz   
Doğançay   
Dupnisa Mağarası   
Efteni Gölü (Melen)   
Eğirdir   
Ercivan   
Erikli   
Göynük   
Güver Uçurumu   
Güzeldere   
Harran   
İğneada   
İnönü   
İznik   
Kanlıdivane   
Karacaören   
Kartalkaya   
Kartepe   
Kastro   
Kazkıran   
Kefken   
Kıyıköy   
Kızkalesi (Korykos)   
Madenderesi   
Ménerbes   
Mor Mihail Kilisesi   
Mudurnu   
Öküzovası   
Polonezköy   
Safranbolu   
Salon de Provence   
Sapanca   
Serindere   
Spil Dağı   
Sülüklügöl   
Sünnet Gölü   
Şirince   
Taraklı   
Tirilye (Zeytinbağı)   
Uludağ   
Uzunköprü   
Yedigöller   
Zinciriye (Sultan İsa) Medresesi   
Detaylı liste için tıklayın  

Mavi Bayraklı Plajlar 

İzlenimler

Uludağ Zirve Tırmanışı

Tarih: 09/05/2003 cuma geçen yıldan beri heyecanla beklediğimiz Uludağ zirve yolculuğumuzun ikincisini gerçekleştirmek üzereyiz ikincisini dedik fakat ilk gezimizde hava mualefeti nedeniyle zirveye ulaşamadan geri dönmek zorunda kaldık. Zirveye daha önce gidemediğimiz için bu sefer hepimiz daha hırslı ve heyacanlıydık hazırlıklarımızı günler öncesinden tamamladık sürekli meteorolojik bilgileri aldık çünkü bu sefer zirveye ulaşmamıza hiçbirşey engel olmamalıydı.



Ekibimiz ben Özcan Büberci arkadaşlarım İlkay Demir,Ahmet İzmirli ve İlker Aygür olmak üzere Cuma günü saat:16.00 da Bursa'dan özel aracımızla yola çıktık Saat:17,30 civarında kamp yapacağımız çobankaya mevkiine geldik. ilk önce kamp yerimizi seçtik ve hemen uzun ve soğuk geçecek gece için yakacak toplamaya başladık fakat geçen seneki kadar şanslı değildik karlar henüz erimemiş ve birçok yer hala karla kaplı olduğundan kamp ateşini yakacağımız kuru odunları bulmak oldukça zor oldu yinede bize yetecek odunu toplamayı başardık.

Kamp ateşimizi zorda olsa yakmayı başardık gecenin ilerleyen saatlerinde, geldiğimizde esen serin rüzgar dinmiş yerini sessizlik huzur ve yıldızlarla dolu bir gökyüzü kaplamıştı başta bize hoş gelen bu sessizlik ilerleyen saatlerde yerini azda olsa endişeye bırakmıştı. Saat:6,00 da kalktık hızla kahvaltımızı yaptıktan sonra yolculuğumuza başladık. Volfram madeni çıkışı kardan dolayı bizim için tehlike yaratacağından çıkışımızı oteller bölgesinden başlatık bu rota biraz uzun fakat bizim için daha güvenliydi. Amacımız ilk önce küçük zirve, buraya ulaşmamız için keşişin evi denilen tepeye doğru yürümeye başladık yürüyüşün nerdeyse tamamı tırmanışla geçiyordu buda bizim oldukça zorlanmamıza yol açıyordu bu arada önemli bir not; İlker arkadaşımız tırmanışa başlamadan ayağında bir rahatsızlık hissettiğinden riske girmedi ve tırmanışa katılamadı. Keşişin evini görüyor ama bir türlü ona ulaşamıyorduk, sanki keşiş tepe geri geri gidiyordu nefeslerimiz nerdeyse şimdiden tükenmişti oysa yolun yarıdan fazlası henüz kat edilmemişti sürekli birbirimize aynı gazı veriyorduk BU SEFER ZİRVEYE ULAŞMALIYIZ...

Kar olan bölgeleri geçmek gerçektende çok zor oldu özellikle bazı bölgelerde dizlerimize kadar kara saplanıyoduk. Molalarımızı biraz daha sıklaştırdık. Zirveye ulaşamadan bütün enerjimiz burada tükenmek üzereydi.

Ve nihayet keşiş tepedeyiz buraya geldiğimizde zirveye çıkmış kadar sevindik fakat sevincimiz etrafımıza bakınca çok kısa sürdü nedeni buradan gözünen manzarada heryer bembeyaz kar. Yerlerdeki zirve yolunu gösteren izlerden hiçbiri belli olmuyordu bu bizi birhayli endişelendirdi. Kısa bir durum muhakemesi yaptık ve yolumuza yön ve oryantirik uzmanı İlkay arkadaşımızın yol göstericiliği ile devam etmeye karar verdik. Karla kaplı olduğundan çıkamadığımız volfram rotasından çıkan bir dağcı gurubuda bizi bir hayli sevindirdi onlar küçük zirveden iple kendilerini emniyete aldıktan sonra çıkmışlardı. Selamlaşıp biraz sohbet ettikten sonra onlarla birlikte zirveye ulaşmak için guruba katıldık bize yardımlarından dolayı Uludağ üniversitesinden Serkan Tuncel ve arkadaşlarına çok teşekkürler. Uzun yürüyüşün ikinci aşaması başlamıştı bizde biraz rahatlama vardı çünki zirveyi bizden daha iyi bilen bir gurupla birlikte yolculuğumuza daha güvenli bir şekilde devam ediyorduk.



Ve nihayet saat 16.00 yani yürüyüşe başlamamızdan yaklaşık 7 saat sonra zirve göründü ve son bir gayretle zirvede bulunan taşın yanına ulaştık, derin bir soluk almak için zirvedeki molamızı verdik hemen resimler çekildi ve tabiki zirve defterini büyük bir keyifle imzaladık. Hava burda çok açık, bulut bile yok insanın kendisini kuşlar gibi hür hissettiği nokta herhalde burasıydı. Etrafımız uçsuz bucaksız dağlarla çevrili tabiki biz hepsinin üzerindeyiz yani 2553 m deyiz bu gerçekten çok güzel bir duyguydu. Dönüş yolunu unutmuştuk bütün yorgunluğumuzda gitmişti. Zirveye veda ederek dönüş yoluna koyulduk.

İniş tabiki tırmanıştan daha kolay oldu geldiğimiz rotayı takip ederek tekrar oteller bölgesine geldik saatlerimiz 19,30 u gösteriyordu gidiş ve dönüşümüzle birlikte 10 saatlik yolculuğumuz zirveye ulaşmış olmanın verdiği gururla yorgun ve mutlu bir şekilde sona ermişti. Başka güzel organizasyonlarda tekrar görüşmek dileklerimizle.

ÖZCAN BÜBERCİ / İLKAY DEMİR / AHMET İZMİRLİ / İLKER AYGÜR

 




şifremi hatırlamıyorum
üye olmak istiyorum

Bu sayfayı arkaşıma gönder

 Otel ara



site içi arama


burası neresi?



en güzel fotoğraflar





İş Fikileri Düşünce Havuzu



Gerçek Safranbolu Lokumu


Linkler    Bize ulaşın    Üyelik    Acentalara özel    Otellere özel    Otelinizi ekleyin    Hakkımızda

© 1999 Gezi Notları