Anılar & Çınar Ağaçları Görüntüleme İsteğim
Bir zamanlar bir park vardı Halkevi'nin batı tarafında. Daha ben
çocuktum bu parkta oturduğumu hatırlarım. Zaman içinde bu park
bir şekilde bozuldu ve yapılar yükseldi burada. Sonraları ufak
ufak beliren salaş barakalarda balık ve meyve sebze tezgahları
belirmeye başladı.
Bir gün Saraybahçe Belediyesi bu barakaları yıkıp buraya bir
iş hanı yaptıracağını açıkladı ve mülk sahiplerinden (!)
burayı boşaltmalarını istedi. Zorlayarak ve gecikerek de olsa boşaltıldı
alan ve geriye kalan pislikleri belediye temizledi. Burada yükselecek
yapı için ihale açtı. Fırsattan yararlanarak, arabamı
demiryolunun güney tarafına park edip kente geldiğimde geçtiğim
üst geçitten bu alanın görüntülerini aldım. Ardından
betonları yavaş yavaş yükselen Fevziye Camii'nin resimlerini çektim.
Demiryolu Hattı'nın kent içinden kalkması ile boşta kalan
eski rayların üzeri hükümeti protesto eden esnaf eylemleri
korkusu ile bir gecede belediye tarafından asfaltlandığı günden
beri kentin ana gündem konusu oldu. Belediye burasını yürüyüş
yolu olmasında karar kıldı ve bu projeyi kısım kısım ihale
etti. İlk aşama en uçtan Bulvar tarafından başladı. Ama
haberlere göre burada yer alan ağaçlara hiç özen gösterilmemekteymiş
ve ağaçlar inanılmaz şekilde zarar görmüş. Şimdi duyarlı kişilerin
korkusu ileriki aşamalarda Çınar Ağaçları'nın görebileceği
zarar.
Çınar Ağaçları & İzmit Mutasarrıfı Sırrı Paşa
Vaktiyle ta 1873lerde Demiryolu bölgeden geçtikten sonra kentin,
İzmit'in Mutasarrıfı (yani vali ile belediye başkanı yetkisinde
olan mülki amiri) Sırrı Paşa demiryolu boyunca baştan başa Çınar
Ağaçları ile donatmış. Neredeyse 100 yaşın üzerinde olan bu
değerli ağaçlarımız zaman içinde kent betonlaşıp taşlaşırken
bazıları bilerek diğer bazıları ise bilinmez nedenlerle bir tür
kıyımı uğramış. İzmit'imiz de bir kaç tür ağaç vardır ta
çocukluğumdan beri. Bu ağaçlar Çınar, At Kestanesi, Akasya, Kızılağaç
ve Ihlamur ağaçlarıdır. Çınar Ağaçları, sembolü olmuştur
İzmit'imizin. Çınar Ağaçları daha çok eski demiryolu boyunca
ve kentin tarihi kesitlerinde yer almaktadır. İnönü Caddesi'nde
de görebiliriz bu yaşlı ağaçlarımızı. At Kestaneleri ise çoğunlukla,
Seka Fabrikası alanı ile Seka Lojmanları sokak aralarında yer
almaktadır. Ihlamur Ağaçları ise başlıca olarak Fethiye
Caddesi ile diğer bazı cadde ve sokaklarda bulunmaktadır.
İzmit'te ne STK'ların ne resmi kurumların bazı tarihi değerlerimizin
bir dökümün çıkardıklarını ve bu verilere göre onların
zaman içinde durumlarını incelediklerini zannetmiyorum. Ben görüntüleme
işi yaparken bazı değerlerimize bu gözle baktım. Hep aklımda
olan ağaçlarımızın tek tek görüntülenmesi konusunu en uygun
ve kısa zamanda gerçekleştirmek istiyordum. Bunu yapmak kolay değildi.
Bir haftasonu günü erkenden kalkıp, oldukça uğraşarak tek tek
her ağacın görüntüsünü almam gerekti. Böylece zaman içinde
ağaçların durumlarını izlemek daha kolay olacaktı. Durumu
izlenmesi gereken arasında; Eski Ahşap Konaklar, Osmanlı Mezar Taşları,
Tarihi Yazıtlı Taşlar, Su Sarnıçları ve Surlar da yer almaktadır.
Hemen hemen tümünü eksiksiz görüntülemiş durumdayım. Böylesi
zor ve düşünülemeyen konuyu gerçekleştirdim ama ilgili
birimlerin ve bu konulara değer veren akademik çevrelerin bu
konulara ilgi duymasını başaramadım.
Görüntüleme Çabaları & Başarı
Sabah erkenden kalkmak için akşamdan saatin alarmını 06:00'ya
kurmuştum. Ama kalkamadım. Uyku ile ayılmanın arasında gidip
gelerek sonuçta kalkabildim. Saat 08:30 sularında giyinip evden çıktım.
Bugünkü programım İzmit Eski Demiryolu boyunca Osmanlı zamanının
Mutasarrıfı (Belediye Başkanı ile Vali arası yönetici) Sırrı
Paşa'nın ektirmiş olduğu Çınar Ağaçları'nın görüntüleri
ile sayısal tahmini bir envanterini çıkarmaktı. Şansım olursa
günümüzde Devlet Konukevi olarak hizmet sunan eski Fransız
Kilisesi'nin görüntülerini almaktı. Eski Garajlar konumundan başlayarak
Çınar Ağaçlarını tek tek yada gruplar halinde görüntülemeye
başladım. Küçük bir kağıda var alan ağaçların adetlerini,
kesilmiş ve bu kesilmişliği gösteren köklerini ve arada olması
gerektiği halde olmayan ağaçların tahmini sayısını not etmeye
başladım.
Envanter Çıkarmak Zor Zanaat
Görüntü almak ve ağaçların durumların belirlemek tahmin ettiğimden
çok daha fazla zormuş. Yeni Cuma (Pertevpaşa) Camii önlerine değin
ulu ağaçlar yer almakta. Bu kesimden itibaren ağaçlar oldukça
genç. Cengiz Topel Caddesi'nden Bulvar'a değin ise farklı ağaçlar
yer almaktadır. Leyla Atakan Caddesi başında, eski çançanın
bulunduğu yerde yaşlı Kırmızı Dut Ağacı yer almaktadır.
Cengiz Topel Caddesi'nde Büyükşehir Belediyesi'nin planladığı
ve ihale ettiği Yürüyüş Yolu çalışmaları sırasında zarar
gören ağaçlar olmuş. Bu kesimde çalışmaları görüntüledim.
Bu bölümde farklı türde oldukça genç ağaçlar yer almaktadır.
Çınar, selvi, karaağaç, akasya ve eski adı Endüstri Meslek
Lisesi olan okulun önünde ise oldukça yaşlı bir çınar ağacı
var. Yer yer de ağaç benzeri süs bitkileri.
Yerel basında, özellikle okumayı sürdürdüğüm Mavi Kocaeli
Gazetesi'nde baş yazarın ve diğer köşe yazarlarının önem
verip duyarlılık gösterdikleri eski demiryolu boyunca yer alan Çınar
Ağaçları. İzmit'te sayıları oldukça fazla olan STK'lar var.
Çevre ve Doğa varlıklarımızı korumaya ve kollamaya yönelik çeşitli
kamu kuruluşlarımız var. Ama emin olduğum bir şey var ki hiçbir
kurum yada kuruluş var olan ne tarihi değerlerimizin ne de doğal
varlıklarımızın bir envanterini çıkarmış olsunlar. Basında
kentimize ait değerlerimiz hakkında kaleme alınan yazılanları
okuduğumda, böylesi önemli konulara ait her hangi bir bilgi kırıntısına
rastlamış değilim. Gösterilen duyarlılık çok güzel. Ancak
var olanı belirlemeden, nelerin yok olduğunu anlamak ve izlemek
kanımca olanaksız. Sadece çok şeyin yitilip yok edildiğinden söz
edebiliriz.
Envantersiz Tarihi Değerlerimiz
İzmit'imizde envanteri çıkartılması gereken o denli fazla konu
var ki bunları benim bireysel olanaklarımla tamamlamam olanaksız.
Yapmaya çabaladığım iş, deniz kıyısına dalgaların sürükleyip
bıraktığı deniz yıldızlarını tekrar denize atmaya çabalayan
yaşlı kişinin çabasını andırıyor. Denize kavuşan yıldız
örneği belki bir gün, çabalarım hala varlıklarını
koruyabilen değerlerimiz için anlam ifade eder. Neler neler var
envanteri çıkarılacak! Tarihi Sokak ve Cadde Adlarımız, bunlara
ait öyküler. Kenti adeta tarihi surları gibi saran Taş Duvarlar
arasında yer alan Tarihi Kalıntılar, Ahşap Konaklarımız, Sırrı
Paşa Konağı benzeri konaklarımız ve bu konaklar içinde ve çevresinde
yer alan ve belgelenmesi gereken özellikler, Tarihi Osmanlı Çeşmelerimiz,
çeşmelerin üzerlerinde yer alan yazıtlar, Osmanlı Mezarları ve
buralarda yer alan mezar taşları ile yazıtları, kilise kalıntıları
yada cami veya okul gibi kurumlara dönüştürülmüş Eski
Kiliseler ve öyküleri, Rum, Ermeni ve Yahudi Mahalleleri ve Mezarlıkları'nın
öyküleri, Tarihi Osmanlı Camilerimiz ve öyküleri, Tarihi Osmanlı
Hamamlarımız ve öyküleri. Ankara Caddesi, İstiklal Caddesi ve
Demiryolu boyunca yer yer kalmış eski Rum Tarzı Taş Yapılar ve
bir kısmı üzerinde hala var olan yazıtları, Kent Surları,
Kule, Burç ve Kaleleri, Su Sarnıçları ve hala var olan birkaç
Nefyum (çeşme). Ayazmalar ve kaybolan öyküleri. Kuruç Prensi, sürgünde
İzmit'imizde ölen Macar asıllı İmre Tökeli'nin (Emerich
Thokoly, Imre Thokoly) yaşam öyküsü ve kentimize kattığı değer.
Neredeyse yüzyıllar boyunca kentimizin sembolü olmuş eski
demiryolunun öyküsü. Haydarpaşa-İzmit Demiryolu Hattı. Bu hat
üzerinde yer alan şimdilerde gün be gün yok olan taş yapı ve
eklenti yapıları, taş köprüleri ve viyadükleri. Kasr-ı Hümayun
(Eski Müze Yapısı) ve Taç Kapısı, Saat Kulesi, Redif Dairesi
(Eski Kolordu Yapısı), Eski Tersane.
Sıralananlardan neredeyse çoğunun görüntülerini almış ve
kısa kısa öykülerini yazmış durumdayım. Augüstüs Tapınağı
ve Aya Pandeleymon Manastırı'na ait görüntü alma ve öykülerini
kaleme almam ayrı bir zevk konusuydu. Hakkında en az yazı okuyup
çok az söz edilen başlıca tarihi değerlerimizdendiler. Ama daha
başka nice tarihi değerlerimiz var. Çenesuyu'muz. Onun öyküsünü
belgeleyen bir yazıt olduğu dillendirilmekte. Kasr-ı Hümayun'nun
ana giriş portalinin, yani Taç Kapısı'nın üzerinde yer alan
yazıtta söz edilmekteymiş Çenesuyu'ndan. Üçtepeler, Kayunhisarı
ve Nekropol ile Seka Alanı, Belediye Plaza'sı ve Çukurbağ
Mahallesi alanında yer alan Roma Kent Kalıntıları. Ve Roma
Tiyatrosu'nun kalıntıları.
Ya Diğer Tarihi Ağaçlarımızdan Ne Haber!
Ağaçlardan başlayıp envanteri çıkartılmamış başka ne değerlerimiz
olduğunu görmek insanın içini acıtıyor. Sırf eski demiryolu
boyunca değil ki korunması ve kollanması gereken ağaçlarımız.
Şimdilerde kimseler hatırlamasa da çocukluğumun en tatlı öykülerinin
yaşandığı Derince Çenedere boyunca ta Yörük Mahallesi'ne
kadar yer alan o ulu çınarlar yok artık. Bügünkü belediye
Plaza alanı etrafında yer alan büyük Atkestanesi ağaçlarımızda
yok artık. Belki yarın Seka Lojmanları sokaklarında ve Seka
Fabrika Alanı içinde yer alan Ihlamur ve Atkestanesi Ağaçlarımız
da hoyratça yok edilecekler.
Kuruçeşme Akpınar Köyü'nün mesire alanında yer alan üç
ulu Çınar Ağacı, Yukarı Değirmendere Camisi önünde yer alan
Çınar Ağacı, Aşağı Değirmendere Parkı'nda yer alan Çınar
Ağaçları, Baç semtinde yer alan Urgancı Ahmet Paşa Camii önündeki
Çınar Ağacı, Suadiye Mezarlığı'nın yok kenarında yer alan
kovuklu Çınar Ağacı, eski bir Rum ayazması olan ve uzun yıllardır
sadece Çınarpınarı olarak bilinen pınarın dibindeki Çınar Ağacı,
Köseköy'de, D-100'e sadece beş dakika uzaklıkta olan alanda yer
alan sayısız Meşe Palamudu Ağaçları, Kirazlıyalı Jandarma
girişinde, yol kenarında yer alan Çınar Ağacı, Hereke'de
sahilde yer alan ulu Çınar Ağaçları, Yarımca Şark Kahvesi bahçesinde
yer alan ve benzerine sadece İstanbul Kuzguncuk'ta rastladığım
dalları şemsiye misali dağılmış Çınar Ağacı, Maşukiye
Vadisi'nde yer alan Çınar Ağaçları. Bunlar benim kişisel
tespitlerim. Sıraladığım bu ağaçların hepsinin envanteri çıkartılıp
koruma ve kollama altına alınması gereken doğal varlıklarımızdır.
Envanterleme Çabası & Mütevazi Bir Balangıç
İzmit Demiryolu boyunca yer alan Çınar Ağaçlarımız ile ilgili
sayısal belirlemem şöyle bir sonuç verdi. Görüntülediğim
Kesilmiş Kök Sayısı 5, yıllar içinde bir şekilde kurumuş
yada kurutulmuş, kesilmiş yada yok edilmiş Tahmini Ağaç Sayısı:
107 ve Var Olan Çınar Ağacı Sayısı: 143. Toplam Olması
gereken Ağaç Sayısı: 255. Bu sayı içersinde oldukça genç ağaçlar
da yer almaktadır. Ulu ağaçlar Eski Garajlar kesiminden Yeni Cuma
Camii önünde yer alan eski çançana değin olan bölümde yer
almaktadır. Bunlara Fevziye Camii yanında yer alan ağaçlar ile
Yeni Cuma Camii yanından geçen yol üzerindeki ağaçlar da
dahildir.
Çınar Ağaçları demiryolu geçtikten sonra dikilmişlerdir.
Dikiliş şekli oldukça basittir. Bunu çıplak gözle dahi bugün
anlamak olanaklıdır. Demiryolunun her iki yanında dizi dizi ve
demiryolunun her iki tarafında yer alan o zamanların dar yolunun dış
taraflarına dizi dizi. Şu anda yan yolların dış taraflarına
dikilmiş ağaçlardan 40 adet yada daha fazlası kalmış geriye.
Diğerleri daha çok eski Dermiryolu kıyısında yer almaktalar.
Aralarda yer alan boşluklardan ne kadarının yok olduğu ortaya
kolaylıkla çıkartılabilmektedir.
Ben bir Orman Mühendisi yada bu konuda bir akademisyen değilim.
Ancak demiryolu var iken ağaçlarını gerekli olan su ve besini
demiryolundaki alandan aldığını düşünüyorum. Memur Eylemleri
öncesi apar topar bir gecede asfaltlama sonrasında, artık rahat
nefes aldıklarını hiç zannetmiyorum. Birde hep söylenen başka
engellerde var. Bilerek ağaçlara yönelik davranışlar. Onların
kurumalarına yol açacak eylemler. Bunda rant ve diğer başka
beklentiler rol almakta besbelli.
Ağaçsız Cadde & Sokaklar
İzmit hiçbir zaman çağdaş bir kentçilik olayını yaşamamış.
Çocukluğumun ahşap yapıları zamanla betonlaştı. Ama asla eski
sokak ve cadde biçimi değişmedi. Belediyeler, kent tekrar
kurulurken işlevlerini yerine getirmediler. Beton yapılar milimi
milimine sokak ve caddelere paralel yapıldılar. Kent geçmişinde
bir kez kent planı görmüş. Onu da çizen Fransız asıllı bir
kent plancısıymış. Uygulanmış. Sonuç iki dikine kesişen
cadde Alemdar Caddesi ve Fethiye Caddesi. Birde Demiryolu Güzergahı
boyunca yer alan caddeler. Gerisi ta Roma zamanından Bizans zamanına
oradan Osmanlı zamanlarına ve Cumhuriyetin ilk yıllarına değin
ve aynısı kalan sokak, mahalle ve caddelerimiz. Yeşilliklerin ve
ağaçların yer aldığı mahalle, sokak ve caddelerimiz neredeyse
yok gibi. Bir karşılaştırın Alemdar Caddesi ve Leyla Atakan
Caddesi'nin beton çıplaklığı ile Demiryolu güzergahının
serin gölgeli ağaçlı görüntüsünü. İşte bir kent, kent
plansız aynısı ile tekrar tekrar kurulurken hiç mesafe bırakılmaz
ise sokak ve caddelerinde nereye dikilecektir serinlik, gölgelik ve
neşe saçan ağaçlar?
Fransız Kilisesi & Eklenti Yapıları
Çınar Ağaçları'nın envanterini çıkardıktan sonra Çarşı
Karakolu'na gidip izin istedim Fransız Kilise yapısını görüntülemek
için. İzin verdiler. Önce çevresini çektim. Ama burada görevli
memurlar çok ilgilendikleri için başlayan sohbetimiz işimi
tamamlamayı engelledi. Çepeçevre görüntü alamadım. Bunu
sonraki bir fırsata bıraktım. Memurlar neredeyse beni lafa
tuttular. Bu yapı uzun yılardır Devlet Konukevi olarak hizmet
vermektedir. Yanında, batı köşesinde yer alan şimdilerin Çarşı
Karakolu'nun yanında ise papazın konutu yer alırmış. Bu
kilisede görev yapan rahip ve rahibeler ise Eski Ermeni Mahallesi
olan bugünkü Verem Savaşı Derneği ile İmaret Camii arasında
yer alan mahalledeki bir Ermeni Konutu'nda yaşarlarmış. Konut bugünkü
Star Sineması'nın bulunduğu sokağın en güney köşesinde bir
yerdeymiş. Ön tarafta İnönü Caddesi üzerinde, Eski Kolordu Yapısı'na
yakın bir yerde ise Fransız Konsolosluk Yapısı varmış. Bu
mahallede Ermenilerin ileri gelenleri ile hali vakti oldukça
yerinde olan kesimi oturmaktaymış. Fransızların kiliseyi bu
kesimde yapmaları ve hizmet vermeleri tamamı ile Ortodoks olmayan
Ermenilerle ilgili olmalı. Yoksa Ortodoks olan Rum kökenli vatandaşlarımız
başka ulusların desteklediği böylesi dini kurumlaşmalara sıcak
bakmamış ve hala da bakmamaktadır. Bu Yunan kökenli Ortodoksluk
ile Latin kökenli Katoliklik arasında var olan kültürel varlık
savaşımından kaynaklanmaktadır.
Eski Demiryolu'nun geçtiği alanı Büyükşehir Belediyesi, Yürüyüş
Yolu olarak planlamış ve bu alanı bölüm bölüm ihale etmiş.
Çalışmalar Erkek Sanat Lisesi önlerinden başlatılmış ama Şark
yöntemi ile. Var olan ağaçlara zarar vererek. Her şeyi yıkıp kırarak.
Bunu öğrenen duyarlı kişiler basını haberdar etmişler. Ağaçlarımızın
korunması konusunda yerel basında yazılar yazılmaya başlandı.
Bu sonuç ne denli sevindirici acaba!
Erkan Kiraz, 07/07/2002, Pazar, Şirintepe-İzmit |