Armutlu'dan Çınarcık'a Doğru
Gemlik ile Yalova arasında kalan yarımadanın yapısı oldukça
farklıdır. Bu kesimde yüksek dağ sıralarının, sivri uçlar
halinde denize tıpkı Ege kıyılarında olduğu gibi,dik indiğini
buraları gezenler bilir. Ben ise yeni öğrenmiş oldum. Gemlik'e
bağlı en uç köy olan Narlı Köyü'den sonra Yalova'ya bağlı
ilk köy Kapaklı Köyü'den sonra toprak yapısı değişmektedir.
Kapaklı Köyü'nün hemen arkasında yükselen yalçın kayalıklardan
oluşan tepeler Armutlu'ya doğru yumuşak ve ufalanır sert toprağa
dönüşmektedir. Zaten yol boyunca sık sık "Heyelanlı Bölge"
işaretleri bunu belirtmektedir.
Armutlu'dan önce Fıstıklı Köyü'nde daha bariz hale gelen
ulu Çam Fıstığı ağaçları bölgedeki bitki örtüsünün de
değiştiğini göstermekte. Fıstıklı'ya dek dağ taş zeytin ağaçlarıyla
kaplıdır. Armutlu'da da yer yer ulu Fıstık Çamlarına
rastlanmakta kıyı kesiminde. Ama Armutlu'dan sonra Orman Bakanlığı'nın
sonradan dikimini yaptığı çam ağaçları ile kaplıdır dağlar.
Yeni Armutlu'dan çıkıp 4-5 Km daha batıda yerleşik Eski
Armutlu'ya ulaşınca insan ilkin şaşırıyor hangi yolu alacağım
diye.
Çınarcık'a gitmek için yola çıkıldığında, Eski
Armutlu'nun hemen girişinde sağ tarafta Eski Osmanlı Mezarlığı
ve sağ tarafta ise Jandarma Yapısı yer alır. Şayet burada Çınarcık'a
nasıl gidileceği sorulmazsa, ileride çarşı meydanından sonra
farklı bir yola yada batıya doğru yeni yazlık sitelere giden
yola girilebilir. Çınarcık Yolu, Jandarma Merkezi'nden sonra 200
metre ileride sağa dönüp köyün üst mahallesinde geçmektedir.
Yol mıcırlı olup yeni genişletilmiş durumda, bir yere dek. Bu
yer de yol boyunca reklamları olan Termal Otel'e kadar olan
mesafedir (1).
Termal Oteller ve Derme Çatma Tesisiler
Termal Oteli, yolun batı yakasında kalmakta. Önünde ve yolun her
iki tarafında bir sürü araç. Aralarından zor geçiliyor. Tesis
oldukça büyük. Hem uzun süreli hem de hafta sonu ve günü
birlik müşterilere hizmet vermekteymiş Yol otelin önünden
itibaren daralmakta ve kavisleşmektedir. Yol boyunca park etmiş
araçlar ve gezinen insanlar bulunmaktadır. Durumu öğrenmedik ama
olasılıkla girilebilen termal bölgeler olmalı bu kesimde. Yol
boyunca bazı baraka ve indirme benzeri yapılar vardı. Bunlar daha
farklı hizmet sunan salaş yerler olmalı. (2).
Toprak Yapısı, Doğal Bitki Örtüsü ve Çam Ormanları
Yarımadayı sahilden dolaşan bir yol yok. Termal Otel'in bulunduğu
vadiden itibaren yol denize dik inen yamaçların üst kesimlerine
doğru tırmanmakta. Doğal bitki örtüsü, yer yer oldukça ulu
kestane ağaçları, kocakarı yemişi ağaçları, kızılağaç ve
meşe ağaçlarından oluşmakta. Ama denize yakın yerler ve
Armutlu'nun dağ kesimleri daha önceki yangınlarda yok olmuş
gitmiş. Tepeler adeta kel durumda. Vadiden itibaren ise İzmit Körfezi
tarafına dek tüm alan çam ağaçları ile ormanlandırılmış.
Neden Çam Ağacı bilmiyorum. Çam yöre bitki örtüsü içinde değil.
Üstelik yangın için inanılmaz ortam hazırlamakta iğne
yapraklarıyla. Çam ağaçlarının dip kısımları yılları içinde
dökülen kuru yapraklarla dolmakta. Kırık bir cam parçası dahi
aşırı sıcak havalarda yangın çıkmasına yol açabiliyor.
Dağlara tırmandıkça tırmanıyoruz. Kavisler, zig-zaglar. İnişler-çıkışlar
ve tamamen kör dönüşler. 30 Km yol bitmek bilmiyor. Uçurum
tarafı fundalık ve ağaçlarla kaplı olduğu için insan pek ürperti
duymuyor. Her taraf çam ağaçları, kestane ve kızılağaçlarla
kaplı. Fundalıkların arasından yer yer Marmara Denizi görünüyor.
Eski Yol
Yol ilk yapıldığı zamanlardan sonra tekrar tekrar bakım ve
yamalama görmüş. Soğuk asfalt denilen türden. Ama bozuk değil.
Sadece dönüşlerde belli bölümler çökmüş. Delikler ve çukurlar
yok. Ama yol her iki yana doğru bombeli. Hız yapmak olanaksız. Hızım
ortalama 60-80 Km arası gidip geliyor. Trafik boş. Yol boyunca
arkamdan iki araç gelip geçti. Önümden ise Esenköy'e yaklaştığım
zaman bir kamyonet ve üç binek aracı. Geçişlerde daha da yavaşlamak
gerekiyor. Araçlar bir birine değercesine geçiyor yana yana
geldiklerinde. Yol Esenköy'ün ucuna dek tamamen yüksek yamaçların
en üst kısımdan döne-dolaşa ilerliyor ve bu kesime gelince
Sakar Geçidi, Göcek Geçidi yada Antalya-Elmalı-Kaş arasında
kalan iki geçitte olduğu gibi dimdik iniyor.
Aracımı sürerken sürekli olarak şöyle söylenip durdum.
"Aman Allahım ne yolmuş be. Kemer-Kaş arası sahil yolu dahi
buradan daha güvenli ve iyi durumdaymış." Gerçekten de
Armutlu'dan vadi yolu ile dağlara tırmanış ve sonra yamaçların
yan tarafında ilerlemek insanı ürpertiyor. Yola alışık olan
araçlar ise daha hızlı sürebiliyorlar ama bu yolda benim ilk
deneyimim. Esenköy'den sonra ta Yalova'ya dek deniz seviyesine denk
bir seviyede ilerlemekte yol. Her ne kadar dere-tepe gidilse de,
sonuçta yaşanılan büyük güzellik doğrusu.
Bülbülderesi Et ve Balık Tesisleri
Esenköy'ün göründüğü hizadan sonra Armutlu-Çınarcık yolu
30 derecelik bir eğimle sahile doğru iniyor. Bu kesimi geçtikten
sonra ilk park edilebilir alanda insan arabayı kenara çekip
manzarayı içine sindirmek için mola veriyor. Sanki bu davranış
kendiliğinden oluyor. Buradan sonra karşılaşılan ilk yer Bülbülderesi
Et & Balık Tesisleri. Yedi yıl kadar önceydi. Daha küçük kızımız
Aybüke dünyaya gelmemişti. Arkadaşım Kudret Atik'lerle iki
araba Karamürsel'deki yazlıklarına gelmiştik. Bizim aracı orada
bırakıp onun aracı ile buraya balık yemeğe gelmiştik. Kudret
"Sizi güzel bir yere götüreceğim" demişti. Yalova'dan
buraya gelmek o denli kolay değil. Sabırlı olmak gerek birde kötü
yola uyum sağlamak.
O gün bu gündür burada geçirdiğimiz tatlı anları unutamamıştık.
Benzer yerlere gittiğimde hep burayı hatırlarız. Kudret'in eşi
Mine Kubilay'a hamileydi. Büyük kızımız Bengisu ise o zamanlar
4-5 yaşlarında. Sürekli olarak Mine'ye "Ne yuttun böyle
karnın şişmiş?" diye sorup durmuştu yol boyunca.
Tesis dar bir vadide kurulmuş. Kurulalı 20 küsur yıl olmuş.
Yedi yıl önce geldiğimizdeki benzer durumdaydı. Düzenli ve bakımlı.
Akşam yağan yağmurdan biraz etkilenmiş. Genel temizlik
yapmaktaydı çalışanlar. Islanan minderleri güneşe asmışlar
kurusun diye. Tesisin önünde geniş bir park alanı var. Sağ
tarafta boy boy çeşit çeşit reklam panoları. Alan ? biçiminde.
Vadinin ön tarafı duvarla çevrilmiş. Üst taraf düzleştirilmiş
ve bir kot farkı oluşmuş. Bir iki merdivenle çıkılmakta yukarıya.
Demirden bir kapısı var kızaklı. Girişin hemen sağ tarafında
müdüriyet kulübesi, sol tarafta ama biraz ortada ahşaptan bir
kulübe benzeri bir yapı var. Et ve balıklar burada pişirilmekte
ve servis buradan yapılmakta. Ön duvarın önünde büyük kavak ağaçları.
Ama tesisin içinde ise sık ağaçlar. Her iki taraf dik yamaç. Kök
kısımları iri kızılağaçları. Ne zemindeki ne de alandaki ağaçların
hiç birisine dokunulmamış. Ağaçlar öylece korunmuş. Kestane
ve Kızılağaçları yüksek dalları ile alanı doğal olarak gölgelemekte
ve içerisi inanılmaz serinlikte. Serinlik hem en uçta akan küçük
dereden hem de ormandan gelmekte. üstelik kısa süre önce yağmur
da yağmış. ısı değişmiş durumda. Üşüyüp ürperiyoruz ve
arabadan montlarımızı alıyoruz.
Giriş kapısının hemen ön tarafındaki bölüm çardak yada
limonluk gibi asma üzüme benzer bir bitki ile kapanmış durumda.
Bitkin siyah renkli küçük küçük yemişleri var. Biraz ileride
sağ ve sol yamaçta beton merdivenlerle çıkılan iki lonca
benzeri mekan oluşturulmuş. Müdüriyet barakasının sol tarafında
çeşme var. Suyun içimi ve tadı güzel. Olasılıkla ileride
kaynaktan gelen bir su. Alanın orta yerinde yamuk biçiminde bir
havuz oluşturulmuş. Bu havuza daha yukarıda yapılmış teras
benzeri yerden akakla gelen su dökülmekte şelale gibi. Dökülen
su sesi insanı dinlendiriyor. Kulakları okşuyor. havuzda alabalıklar
ve iki ördek var. İlkin yabancılık çeken ördekler sonra yanaşıp
samimiyet gösteriyorlar. Birisi kar beyazı. Diğeri ise bildiğimiz
sütlü kahve rengi karışımı renklerle bezeli türden. Kızlar
birer dilim ekmek alıp onları yemlemeye başlayınca vaklama sesi
ortalığı kaplıyor. Masal boş alanlara sıra sıra dizilmiş.
sandalyeler yeşil renkte ve ortaları kirli sarı. Oturma
yerlerinde sarı renkli minderler var. Masa örtüleri ise aynı
renkte. Lacivert renkteki ana renk arsında sıra sıra beyaz
bonelerle daha büyük kare biçimini almış başka bonelerle süslenmiş.
Yemek için daha erken. Daha saat 11:00 suları. Kahvaltıyı
saat 09:30'da yapmışız. Karnımız tok. Tıka basa yemek yemişiz
zaten. İstediğimiz sıcak çay. Çay soruyoruz var mı diye. yeni
demlenmiş. Serin ortamda iyi gidiyor. Ortalıkta başka kimse yok.
Şef ve iki garson. Daha sonra siyah renkli bir Mercedes ile bir çift
geliyor kahvaltı için. En uçta küçük bir havuz oluşturulmuş.
Biriken su aşağıdaki akağa akıyor. En uçtan giriş kısmına
kadar alan üç kademe halinde düzenlenmiş alan. Boşluklara
masalar düzenli bir biçimde sıralanmış. Havuz kenarları ve
uygun boşluklar beyaz büyük saksılı çiçeklerle bezenmiş
durumda. Yan yamaçların zemin bölümleri kirli sarı renkte Kandıra
Taşı'ndan duvarla örülmüş. Arada siyah renkli bir sıra taş
şerit geçirilmiş.
İşletmecisi Cüneyt Ersoy 20 küsur yıldır burasını işletmekteymiş.
İki garsonla bir şef vardı saban bu erken saatlerinde. Karslı
olduğunu belirten garson Müslüm Artan merakımızı giderecek her
soruya cevap verdi sabırla. Güleç, sevecen ve oldukça da
ilgiliydi bizlerle. Bülbülderesi Et & Balık Tesisleri iyi
vakit geçirmek ve rahat ve güzel bir ortamda et yada balık yemek
için oldukça ideal bir yerde (3).
Tek zorluğu uzak oluşu. Tabii ki merak edip gitmek isteyenlere bu
çok dert olmaz. Evet dediğim gibi ulaşımı o denli kolay değil.
Çınarcık'a 22 Km uzaklıkta. Yalova'dan itibaren sıralarsam şu
yerleşim yerleri geçilecek buraya gelmek için. Yalova, Koru,
Termal-Çınarcık Kavşağı, Çiftlikköy, Çınarcık, Teşvikiye
Sapağı, Kocadere, Şenköy, Esenköy Deresi Mevkii ve en uçta Bülbülderesi
Et & Balık Tesisleri. Ancak bu taraflara gidildiğinde bence
Yalova'dan sonra gidildiğinde güzelliklerin yaşanacağı, zevkli
saatlerin geçirileceği bir ortam Bülbülderesi.
Girişte sağ tarafta yer alan bir fiyat listesi vardı. Listede
mönü içinde kalan yiyecek ve içecek fiyatları belirtilmişti.
Et kg olarak servis yapılıyor. Ne istenirse. Karışık et, köfte,
biftek vb. Balık ise iki çeşitti. Levrek ve Çipura. Daha balık
mevsimi açılmadığı için olmalı. 1 Eylül'den itibaren başka
balık çeşitleri de oluyormuş (4).
Esenköy Beldesi
Bülbülderesi Balık Tesisleri önünden görünen yerleşim yeri
Esenköy. Daha önceleri yani yaklaşık 7 yıl önce, burası köydü.
Sahilde neredeyse hiç konut yoktu. Şimdi ise deniz kıyısında
dahil özel siteler, villalar ve apartman bloklarıyla dolmuş. Yol
ile deniz arasında dar alanlar dışındaki neredeyse her yer
konutlaşmış. Esenköy belediye olmuş. Esenköy Yalova'dan sonra
Marmara Denizi kıyısındaki en son köydü. Bundan sonrası ta
Armutlu'ya dek her hangi bir köy yok (5).
Erkan Kiraz, 01/09/2002, Pazar, Şirintepe-İzmit
(1). Armutlu, Yalova iline bağlı Gemlik
Körfezi'nde yer alan en son köymüş. Hemen doğusunda yer alan
Narlı Köyü ise Gemlik'e bağlı. Gemlik'te doğal olarak Bursa
iline.
(2). Termal Oteli, Armutlu-Çınarcık
Yalova. Ulaşım hem Yalova-Çınarcık-Armutlu dağ yolundan hem de
Gemlik-Armutlu yolundan yapılmaktadır. Armutlu İskelesi'ne büyük
Yolcu Vapurları ve 3 Katlı Gezi Tekneleri de yanaşmaktadır.
(3). Bülbülderesi Et & Balık
Tesisleri, Esenköy Çıkışı, Esenköy-Çınarcık-Yalova. Tel:
0226-243 77 99. İşletme sahibi: Cüneyt Ersoy.
(4). Mönü: Her tür et kg olarak satılmakta.
Kg/TL 13 milyon. Balık Levrek ve Çipura. Tanesi 6 milyon.
Mezelerin hepsi, porsiyonu 2 milyon. Alkolsüz içeceklerin birim
bedeli 1 milyon 500 bin TL. Suyun şişesi 1 milyon.
(5). Esenköy, Şenköy, Teşvikiye, Çınarcık,
Koru ve Yalova'ya ait sayısal görüntülerim bulunmamaktadır.
Karamürsel'den İznik'e, İznik'ten Yalova-Armutlu'ya dek olan sayısal
görüntülerim ise şu adrese yüklenmiştir: http://photos.yahoo.com/erkankiraz |