Ulu Çınar & Kızılağaçların Gölgesinde
Yıllar önceydi, 7 yıl filan. Bülbülderesi Tesisileri'ne gitmiştik
(1). Dönüşte, o zamanlar adlarına
pek dikkat etmediğim harika köylerin içinden dolaranarak geçip
Çınarcık-Yalova'ya doğru ilerliyorduk. Arkadaşımın 1.6, beyaz
renkli Toyota Corrolla arabasında yol alıyorduk. Arka tekerlerden
birisinin aptladığını anlamış ve ulu çınar ağaçlarının
altında mola vermek zorunda kalmıştık. En uygun yerdi durduğumuz
yer. Ama aklımda kalan buraları daha ayrıntılı gezip dolaşmanın
zevkli olacağı düşüncesiydi. Düz bir alanda bulunuyordu tekeri
değiştirdiğimiz o harika yer.
Çınarcık'a doğru ilerliyoruz. Dikkatim ve gözlerin benzer
bir yer aramakta. Geçilen yerler inişli çıkışlı bol kıvrımlı
yerler. Tek tük ulu çınar ağaçları görüyorum dar yolun
kenarlarında ama hiç birisi aradığım yer değil. En sonunda
girişinde Şenköy tabelası olan bir köye giriyoruz. Yol çok dar
aralıklarla köyün içinde ilerlemekte. Yolun dar kıyısında
yazlıkçılar dolaşmakta. Ortam tam köy havası ve farklı kıyafetleri
ile yazlıkçılar dikkat çekiyor. Köyü dolaşıp ilerliyoruz ve
ilk kıvrımdan sonra aradığımız ağaçlık yer karşıma çıkıyor.
"İşte burasıydı" diyorum ve arabamızı ileride sağda
uygun yere park ediyoruz. Yağmur buradan da öz önce yağıp geçmiş.
Yerler biraz ıslak ve yer yer su birikintileri ile kaplı.
Siyah yağmur bulutları havanın parlaklığını kapatmış
durumda. Birde buradaki ulu ağaçların verdiği karanlık ve loş
hava görüntüsü var. Yerler ıslaklıkla çamur arası, yürüken
ayakkabılara çamur bulaşıyor. Arabamdan indikten sonra belleğimi
canlandırmaya çalışıyorum. "Aha işte şurada park edip
patlayan tekeri stepne ile değiştirmiştik. Sonrada arabanın
demir takozunu unutmuştu Kudret Atik" diyorum.
Kovuklu Ulu Çınar & Eski Mezarlık
Girişte ve çıkışta [Şenköy Mezarlığı] yazıyor
talelalarda. Birde [Çınarcık 12, Yalova 20] yazıyor başka bir
tabelada Yalova yönünde. Burada yol daha geniş. Antik ve tarihi
ana mezarlık Çınarcık'a doğru gidişte yolun sağ tarafında
kalıyor. Yani güney tarafta. Beton çitlerle çevrilmiş yol tarafı.
Diğer taraflarını ise vaktiyle dikenli tellerle çevirmişler. Köy
tarafından Çınarcık'a doğru, yolun solunda yani kuzeyi mezarlığın
ikinci kısmı ile başlıyor. Mezarlık ulu kızılağaç, ıhlamur
ve ceviz ağaçları ile dolu. Mezarlıkta ağaçlara kutsal yer
diye kimseler dokunmamış. Doğal şemsiye adeta. Az önce yağan
yağmurun getiridiği serinlik insanı ürpertiyor. Çoğu insanın
üzerine mont benzeri giysiler var. Ben ahriç. Yol kenarı boyunca
dar bir su akağı, orta taraftan geçen cılız dereye birleşiyor.
Ve yeşillik, dikenlik-fundalık karışımı bitkilerle sarmalanmış
olarak devam edip, dereden sonra yol tarafı duvarla çevrili bir
bahçe ile bitiyor. Bahçe duvarı biriketten ve demir bir kapısı
var. Bahçe bakımlı, yola doğru sarkan, kavuniçi renkte çiçekli
sarmaşıkla kaplanmış duvarın bir kısmı. Diğer yerlerdeyse,
dalları bahçe duvarını aşmış çeşitli ağaçlar var.
Çınarcık'a doğru yolun sağında yani güneyindeyse, beton çitlerle
çevrilmiş mezarlık. Ortasından toprak bir yol ilerlemek.te.
Yolun başında kocaman bir tabelada .. Tesisilerine' gittiğini gösteren
levha (2). Mezarlık duvarının köy
tarafında ise sebze ve meyve satan köylülerin satış tezgahları.
Ta en uçta yer alan ulu çınar ağacı ve şehit erin mezarına
dek. Tezgahlar ağaçtan. İzleme kolaylığı sağlamak için öne
doğru eğik. Üzerleri derme çatma tentelerle kapalı. Sanırım
sadece yağmura karşı yapılmış tenteler. Çümkü ulu kızılağaçların
yapraklarından güneş ışınlara aşağıya geçemiyor. Şeftaliler,
yumruk iriliğinde Mürdüm Erikleri, sarı sarı Hamdi Sünger
Armutları, kızıl kırmızı Kızılcıklar, püskülleri burunlarında
taze mısır koçanları, yaprakları üzerinde yeşil biberler, kan
renginde iri ve etli Biberler, Domatesler, morun farklı tonlarında
şiman Patlıcanlar, ufak, "Ye beni kıtır kıtır " diye
insanı tahrik eden Hıyarlar (3).
Meyve-sebze tezgahlarına bir göz attıktan sonra bir şey almadan
buradan gitmek olanaksız. Yol üzerinde bir çok satış yeri var
yer yer. Yine köylüler satış yapmakta. Etraflarında park etmiş
araçlar. Ama burası bir başka yer. Hiç yoktan eliniz kolunuz
dolmuş oluyor. Ne bagajda ne de arabanın içinde milim boş yer
kalmamış. Alınanları itiş kakış bir yerlere sıkıştırıyor
insan.
Köfteci Amca & Yaşlı Çınar Ağacı
En uçta ulu bir Çınar Ağacı. İki üç metre yukarısı
yuvarlaklaşmış. Eski iri dalların yerinde daha ince yeni dallar
var. Beş yada altı adet. Yeni dedimse iki kolla sarılacak kadar
kalın. Ağacın üst kısmında geniş bir boşluk var ama bu bölüm
muşamba ile kapatılmış. Toprakla birleşen yeri iri bir lale soğanı
gibi. İçi oyuk. Ahşaptan kapısı var. Kapı üzeri üçgen şeklinde
ilave bir üstlükle çevrili. kapının üzerinde bir kağıda şöyle
yazılmış: "Ayakkabıyla Girmeyiniz lütfen, Muhtarlık"(!).
Ağacın üzerinde başka bir tabelada, derme çatma şu ibareler
var; "Ağacın yaş 3000." Ağacın kovuğu köfteci
salonuna dönüştürülmüş. Önünde üç teker bir köfte arabası.
yanında Ayran satan beyaz sakallı bir Hacı Amca. Kapıdan uzanıp
içeriye göz atoyorum. Ağacın iç tarafı siyah-beyaz Atatürk
resimleri ile bezeli. Bazı gazete küpürleri. Yerde etrafında
taburteleri olan düzgün üç adet masa. Ortada içinde Kılıç çiçeği
olan büyük bir plastik saksı. İçerde ve dışarıda seyyar
elektrik hattının ucunda ampüller (4).
Bizimkiler ağacın önündeki masaya oturyorlar. Ben ise çevreyi
kolaçan edeceğim. Mezarlığı inceleyecek görüntü alacağım.
Sonra köfteci amca ile muhabbet edeceğiz. Köfteci Amca, Yusuf Özdil'in
yanında, satış tezgahı olan başka bir köylü var, Halis Yavuz.
Kasasında sebzeler olan bir pikap var yolun üst tarafında. O
pikabın sahibi. Çınar ağacının hemen yanında yol tarafı
beton çitle çevrili bir şehit mezarı. Beyaz mermerden. Baş
tarafında gerekli bilgilerin yer aldığı taş. Ardında
dalgalanan Türk Bayrağı. Mezarın güney tafaında iki üç tane
daha başka yeni mezar var. Ayak ucunmda ise üç oturaklı plastik
bir bank. Dua etmek için olmalı. Mezarın hemen yanında bir çeşme
var. Şırıl şırıl. Buz gibi. Içimi innaılmaz yumuşak ve
hafif. Pazarlanan piyasa sularından daha güzel (5).
Geçmişimizin Kanıtları, Eski Mezarlıklar
Mezarlıklar hep canlı kanıtlar içerirler yakın yerleşim
yerlerine dair. Bakalım burada neler bulacağım? Dikkatle bakındığımda
mezarlık yeni gibi. İleride taze gömülmüş bir mezarın yanında
dua eden bir genç var. Yeni emzarlardan farklı mezar taşlarını
andıran taşlar var küme küme. İleride ortada bir yerde ise büyük
mermer bir sütun. Öylecer yerde. Upuzun. Mezarlığın doğu tarafında
yukarılara uzanan patika yolun solunda, ağaçlar altında bir takım
taşlar var. Deste deste üst üste yıgılmışlar. Biraz yaklaşınca
aralarında kavuklu taşların olduğunu göryorum. Ve diğer Osmanlıca
yazılı mezar taşları. Kırık dökük.
Gözlemlerime göre ve bazı belirtilere göre bu mezarlık olasılıkla
Roma Mezarlığı ardından Bizans ve Osmanlılar zamanlarında Rum
Mezarlığı olarak kullanılmış. Kurtuluş savaşı sonrası Geçn
Cumhuriyet'imizin ilk yıllarında 1925'lerde başlatılan Mübadil
Muhacirlik Anlaşmaları (6). ile
Yunanistan'dan gelen Türklerle doldurulmuş. Şenköy'e
muhacirlerin yerleştirilmesinden sonrada yeni mezarlık olarak
kullanılmaya devam edilmiş Şenköy'de mutlaka merkezde bir yerde
bir kilise ve bu eski mezarlığın bir köşesinde bir şapel yada
küçük kilise kalıntısı vardır bir zamanlar.
Ters yada düz öylece bir araya toplanmış Osmanlı Mezar Taşları.
Geçmişimizin kimlik belgeleri. Yazılı kanıtlar. Ama yok olmaya
terk edilmişler. Envantersiz ve kayıtsız. Şanlı geçmişimize
onca sahip çıkılıp, atalardan dedelerden söz açılan nutuklara
rağmen sahipsiz. Dikkatlice inceliyorum ve bazı yazıtların kayıtlarını
alıyorum. Okunabilecek durumda çoğu. Benim onları ayrıntılı
okumam olanaksız. Okuyabildiğim sadece "???? ???" ve
benzeri şeklinde sonlanan yazıların son kayıtları. Okuyabildiğim
tüm tarihi kayıtları alıyorum (7).
Birde ilave 128 Mb'lık bellek alabilseydim görüntüleme olayını
da çözmüş olurdum. Zorunlu olarak kaleme sarılıp görüntülerini
çiziyorum çevremin. Nerede ne var. Ne biçimde ve çevresinde
nelerle iç içe diye. Makinemin iki belleğide Armutlu'da tamamen tükendi.
Armutlu'dan sonra, Marmara Denizi'nin İzmit Körfezi tarafındaki
dağ şeridine geçtikten itibaren gezip gördüğüm yerlerin sayısal
görüntüsünü alma şansım olmadı. Yalova'dan ta Bülbülderesi
Et & Balık Tesisileri'nin yer aldığı tepeye dek olan köy ve
yazlık yerleşim yerlerini başka bir zamanda görüntüleyeceğimi
umuyorum. Böylesi güzellikleri uzun zaman ihmal etmiş olmam oldukça
burktu beni (8).
Gelsin Cızbız Köfteler
Geri dönüyorum. Bizimkiler hala masada oturmaktalar. Köfteci amca
ile muhabbetteler. Bende onlara katılıyorum. Amcanın anlattığı
bir anısının orta yerlerinde. Amca anlatıyor. Ben yaz-kış
buradayım. Kapıya ve çınar ağacına bu yazıları niye yazdım
diye. Özellikle yazın buradan geçen araç sayısı sayısızmış.
Bir yerlere giden ama yolu bilmeyen. Ağacı merak eden. Ağacın içine
girmek isteyen ve soru soran. Bakmış olmuyor. Bu yazıları yazmış.
Soruulduğunda onları gösteriyormuş. Yada başka başka
"sinir gerici olaylar " yaşıyormuş. Bazıları
"Sen nasıl olurda bu acağın koğunu kapatıp köfte dükkanı
yaparsın?" diye kavga dahi yapıyormuş. "Yahu ben burada
köfte satıyorum, çav demliyorum. Gel ye iç, ben kazanayım. Sen
mutlu ol. Muhabbet edelim. Bilgi vereyim." diyor. Ama öyle
olmazmış. Sanki başka işi yokta burada adres soranlara kamu
hizmeti veremek için dikeliyormuş gibi insanlar sürekli gelip
benzer şeyleri soruyorlarmış. Biz bu arada köfte siparişimizi
veriyoruz. yandaki amcadan da ayranlar isteniyor. Beş porsiyon köfte
ve ayranlar. Anında hepsi midemizde yerlerini alıyorlar (9).
İdealtepe'den Şenköy'e
Bu arada köyden tezgah sahibi amca yolun karşısında park etmiş
kamyoneti olan ..da yanımıza geliyor. Eski model Mercede marka bir
araç yanaşıyor yanımıza. İçinden inen insanlar mezarlığa
gidiyor. Yaşıtım sayılan sürücü yan masaya oturuyor.
Muhabbete pek katılmıyor. Bir ara köfteciye "Çenen kadar
elinde çalışsa" diye sitem ediyor. Ama köfteci amca bıçkın.
"Sayın ağbim, köfteleri kıvamından önce size servis
yaparmıyım! Bu arada muhabbet ediyoruz." diye cevaplıyor. Müşteri
de evet bende pişmemiş köfteyi sevmem devip lafı sürdürüyor.
Üzgün. Çünkü mezarlığa ziyarete gelmişler. Geçenlerde
acemi, genç bir traktör sürücüsünün uçuruma yuvarlanmasına
sebep olduğu traktör kazası olmuş. Römörkte otuzun üzerinde kız
ve kadın denize gitmekteymişler. Onun yakınlarından ve
ailesinden 6 kişi ölmüş. "Ben buralıyım. Şenköy'de
akrabalarım var. Buralara sık sık gelirim" diye açıklama
yaptı.
Köfteci Amca Yusuf Özdil, 1980'lerde İstanbul-İdealtepe'den
buraya gelip yerleşöiş. Daha önce çeşitli işlerle uğraşmış.
Bir gün kentten ve İstanbul yaşamından bıkıp "Hanıma,
kalk gidelim" deyip buraya geldim yerleştim diye bize açıklamada
bulunuyor. Çocuklarını da okutmuş. 150 m2 bir evi varmış.
Depremde dahi hal-hatırını sormayan, kışın kendisini unutan
yakınlarının, yaz başlarında telefonu sarılıp, "Yahu nasılsınız,
bir sesinizi duyalım dedik" şeklinde başlayan telefon görüşmelerinin
sonunda, her hafta sonu, tüm yaz boyunca evine nasıl gelip yerleştirklerinden
ve kendilerine mutfakta dahi yatacak yer kalmadığından şikayet
ediyordu. "Ben böyle konukta istemiyorum yakında. Artık bana
misafir gelmesin" dedikçe bende "Olurmu Eylül ayında
ben geleceğim. Madem herkese kapınız açık" diye muhabbeti
sürdürüyordum köfte-ekmeğimi ısırarak yerken. Bizimle
muhabbete katılan satıcı Halis Yavuz lafa karışıyor.
"Yusuf kabul etmezse gelin, bende kalın. Beni burada her kes
tanır. Arayın bulun. Kapım size açık" diye çömert yüreklilik
ediyordu bize.
Nerede O Eski Valilerimiz!
Şenköylü Halis Yavuz köyün geçmişine dair birşeyler
anlatmaya istekli. Halis bey, köy muhtarından ve büyüklerinin
anlattıklarından bize aktarmalar yapıyor. Çınarcık-Armutlu
yolunun ta 1960'lara kadar olmadığını, yazın atla gidilebilen
dar bir yolu olduğunu açıklıyor. Eskiden İstanbul'dan Vali Bey
at sırtında Yalova'dan sonra her köye gelip istek ve dilekleri
dinlermiş köylülerin, köy muhtarı ve köylüleri karşısına
alarak. Şimdi nerede Yalova Valisi'ni görme şansı diye
dertleniyordu. Eski valilerden birisi, vaktiyle Yalova ve bu yöre köyleri
ziyaretinde, en uçtaki köye kadar üç köyün adını değiştirmiş.
Yeni Köylerin adları, Esenköy, Şenköy ve Teşvikiye olmuş (10).
Esentepe Köyü'nin deniz tarafında bir yerde bir şelale gibi
akan bir kaynak varmış kayanın dibinden çıkan. Kışın kabaran
deniz dalgaları nedeniyle burada geçip ilerleyemezlermiş. Şenköy
eski bir Rum Köyüymüş. Şimdi merkezde kalan tarihi bir hamam
varmış. Yıktırılmış. Belki kalabilseymiş şimdi yıktırılmasına
karşı çıkılabilirmiş. Mezarlıkta belki de ta Bizanstan
kalmaymış. Osmanlılar burasını mezarlık olarak kullanmaya
devam etmişler. Burada çok eski mezarlar varmış. Şimdi ise
onlar köy mezarlığı olarak kullanmaktaymış. Bize Şenköy'ün
geçmişini özetleyiverdi. "Aslında gelip kalsanız size köyün
geçmişini kendi anılarından anlatıp özetleyecek yaşlılarımız
var. Bir de muhtarımızda iyi bilir köyün geçmişini"
diyordu. Kızının telefon numarasını kaydettik. Bir gün yolumuz
düşer de muhabbet ederiz diye.
Çınarcık
Hani depremde haritan silindi, yıkılmadık apartman yapısı
kalmadı denilen Çınarcık'a doğru ilerliyoruz. Girişine yakın
bir yerde Çınarcık levhasında Nüfus Rakamı: 9000. Yalova'ya
olan uzaklığı 12 Km. Sahil yolu var. Birde eskilerde Teşvikiye'nin
içini dolaşan üst yol. Ben Çınarcık sahiline girmek
istemiyorum. Ama yol Teşvikiye önünde bypass edilmiş yeni yapılma
bir köprü ile. Oradan devam ediyoruz. Yol yirmi yıl önceki aynı
yol. Dar, delik-deşik ve yanları çökmüş. Bu daracık yolda
insanlar salkım-saçak. Gezinenler, dolmuş bekleyenler. Park etmiş
araçlar. Çınarcık'da hiç deprem yaşanmamış gibi. Hani nerde
yıklıdı bu yapılar diyor insan. daracık aoalnda yüksek yüksek
yapılar. 6-8 katlı. Hiç bir kent yerleşim planı yok. Tek bir
ana yol var, oda eski yol. Aralarda dikine inen bir kaç bağlantı
noktası olsada ağırlık sahil yolu ile geri yolda. Zaten sahil
yolu bazı kısımlarda iptal edilip geri yola bağlanmış.
Çınarcık-Termal-Yalova arasındaki yol inanılmaz iniş-çıkışlı
bir yol. 180 derecelik kör noktaları olan bir yol. Dar. İki aracın
yana yana zor geçtiği bir yol. Tepelere doğru görüşün sıfırlandığı
yerlerle dolu. Üstelik heyelanlı. Hiç değişmemiş. Çınarcık
milyarlık villa ve özel sitelerin doldurduğu bir yazlık-kışlık
kent olmuş. Neredeyse Yalova ili. Yalova İl levhasında 52 bin nüfus
olduğu yazılıydı. Çınarcık ve Esenköy'ün nüfusu da yaz kış
olasılıkla değişmiyordur. Ama yol çağdışı. Yalova'dan gelip
Termal-Çınarcık Sapağı'nda biten yeni yol çalışması ileride
ulaşım olayını kolaylaştırır sanırım. 30 Km'lik Yalova yolu
bir türlü bitmek bilmiyor. Çünkü dönüş trafiği var Topçular'a
değin. Bir de Bursa'dan akan İstanbul trafiği. Plakalar hep 34 ve
16.
Yalova-Topçular Arası
Çınarcık ile Yalova arasının 12 Km olduğunu söylemiştim. Ama
Yalova'ya giden yol inanılmaz kötü durumda. Dere-tepe dümdüz
gidiyor yol. Çınarcık'tan sonra ilk yerleşim yeri Koru. Sonra
Termal yol ayrımı geliyor. Yalova'dan önce ise Çiftlik denilen
bir yerleşim yeri daha var. Kent içi geçiş yolu çift yol haline
getirilmiş. Eski yoldan yani çarşı içinden geçilmiyor yada
bana öyle geldi. Yolun ortasında kare blok betonlar var. Ve ışıksız
dönüş bölümleri. Bulvara Yaşar Okuyan'nın adı verilmiş. Bir
iki yerinde ise resmi de vardı tak benzeri levhalarda. Bu yol doğrudan
Bursa-Yalova-İzmit yoluna çıkıyor. Işıklardan sonra ileride
orta göbekten akan trafik yön değiştiriyor. Topçular mevkiinde
Araba Vapuru iskelesi var. Bu kesime kadar yol ikileme ve iskeleye dönüş
kavşağı çalışmaşları devam ediyor. Gidiş geliş tek sıra
halinde uzayıp gidiyor. Yalova Kavşağı'ndan Seymen-İzmit kavşak
çalışmasına dek sürüyor trafik tıkanıklığı. Bu güzergahnta
yol ikileme ve çevre bağlantı yolları tamamlandığında ulaşım
inanılmaz rahatlayacak.
Erkan Kiraz, 01/09/2002, Pazar, Şirintepe-İzmit
Dip Notlar & Açıklayıcı Bilgiler
(1). Bülbülderesi Et & Balık Tesisileri. Tel: 0226-243 77
99. İşletme Sahibi; Cüneyt Ersoy. Garson: Müslüm Artan.
(2). "Yüksel Alabalık Çiftliği, 600 m ileride" diye
yazan levha.
(3). Meyve ve sebze fiyatlarının Kg bedelleri şöyleydi. Taze
Fasulye ve Taze Biber: 1 milyon, Kızılcık 1,5 milyon, Hıyar 500
bin, Şeftali, Elma, Armut ve Mürdüm Eriği 1 milyon, Taze Mısır
tane 200-250 bin.
(4). Köfteci Amca Yusuf Özdil, Şenköy Mezarlığı, Ulu Çınar
Kovuğu, Şenköy, Çınarcık-Yalova.
(5). Şehit Er Ünal Akalın, P.Onb.
(6). Mübadil Muhacirler [Karşılıklı Yerdeğişim Göçmelileri]
iki ülke arasında yapılan anlaşmalar kapsamında, toplu halde yaşadıkları
bölgeleri terk edip, T.C.'nin kendilerine gösterdiği eski Rum ve
Ermeni Köylerine yerleşitirilen göçmenler.
(7). Kadedebildiğim Osmanlı Mezar taşlarının yapım tartihleri
şöyleydi: [???? H 1165/M ], [????H 1189/M], [???? 1361/M],
[????H1239/M], [????H1186/M], [???? H 1197/M ], [????H1211/M], [????
H 1160/M].
(8). Ayranın bardağı sadece 250 bin TL. Bardak öksüz doyuran
cinsten. Köftenin yarım ekmek içi porsiyonu 1,5 milyon TL. Dört
Porsiyon köfte toplam 6 milyon TL.
(9). Esenköy'ün eski adı Katırdere, Şenköy'ün eski adı Yukarıkocadere
ve Teşvikiye'nin eski adı Zindanlı'ymış. İstanbul
Valileri'nden birisi. Katırdere adını bu bölgenin iyi rüzgar
almasından dolayı Esenköy'e, Yukarıkocadere olan köy adını yaşayanlarının
neşeli ve muhabbet insalar olmasından dolayı Şenköy'e ve
.Zindanlı olan köy adını ise sakinlerinin çok girişkene ve
istekli olmalarından dolayı Teşvikiye'ye çevirtmiş.
(10). Esenköy, Şenköy, Teşvikiye, Çınarcık, Koru ve Yalova'ya
ait sayısal görüntülerim bulunmamaktadır. Karamürsel'den
itibaren İznik'e kadar olan ara köy ve beldelere ait olan ve İznik'e
ilişkin sayısal görüntülerim http://community.webshots.com/user/erkankiraz9
adlı siteme ve Yalova-Armutlu'ya dek olan sayısal görüntülerim
ise şu adrese yüklenmiştir: http://photos.yahoo.com/erkankiraz
.
|