Şehrin gürültüsünden, kalabalığından ve gri görüntüsünden kurtulmak istiyorsanız, gökyüzünü binaların arasından görmek sizi rahatsız ediyorsa bu sayfalarda biraz vakit geçirin.
 Ana sayfa   Gezi notları   Bilgi paylaşımı   Geziler   Oteller   Yazılar   İpuçları   Doğa ve fotoğrafçılık

Abant   
Adada   
Adalar   
Adatepe   
Adrasan   
Ağva   
Aix en Provence   
Akyaka   
Aygır Deresi   
Ayvalık   
Belgrad Ormanı   
Bergama   
Bergama Antik Kenti   
Bozcaada   
Cumalıkızık   
Çandarlı   
Çiğdem Yaylası   
Çubuk Gölü   
Dalyan   
Datça   
Davlumbaz   
Doğançay   
Dupnisa Mağarası   
Efteni Gölü (Melen)   
Eğirdir   
Ercivan   
Erikli   
Göynük   
Güver Uçurumu   
Güzeldere   
Harran   
İğneada   
İnönü   
İznik   
Kanlıdivane   
Karacaören   
Kartalkaya   
Kartepe   
Kastro   
Kazkıran   
Kefken   
Kıyıköy   
Kızkalesi (Korykos)   
Madenderesi   
Ménerbes   
Mor Mihail Kilisesi   
Mudurnu   
Öküzovası   
Polonezköy   
Safranbolu   
Salon de Provence   
Sapanca   
Serindere   
Spil Dağı   
Sülüklügöl   
Sünnet Gölü   
Şirince   
Taraklı   
Tirilye (Zeytinbağı)   
Uludağ   
Uzunköprü   
Yedigöller   
Zinciriye (Sultan İsa) Medresesi   
Detaylı liste için tıklayın  

Mavi Bayraklı Plajlar 

Gezip görüklerim, duyup yazdıklarım
Erkan Kiraz
erkankiraz@yahoo.com
 
Diğer yazılar

Yazar hakkında:

1957 yılında İzmit, Derince'de dünyaya gelen Erkan Kiraz evli ve iki çocuk babasıdır. Adapazarı, Toyota Otomotiv'de İthalat ve İhracat uzmanı olarak çalışan yazarımız iyi derecede İngilizcesinin yanında, Almanca ve  Fransızca dillerine aşinadır.

Erkan Kiraz, gezilerini kaleme almakla ilgili düşüncelerini şöyle özetliyor:

Amacım sahip olduğumuz doğal, çevresel, sosyal ve kültürel değerlerimizi görüntü ve yazı ile kayda geçirmek ve gelecek nesillere kalıcı bir şeyler bırakmaktır. Yazılarımı "Deneme Yazıları" olarak kaleme alıyorum. Yazma ve görüntüleme ilkem; duyup dinlediklerimi, ilk intibalarımı, bizzat yaşadığım deneyimlerimi, yaptığım araştırmalardaki bilgilerle harmanlayıp yazmak ve "Ne görüyorsam o" şeklinde görüntülemektir.
Şenköy Çınarcık

Ulu Çınar & Kızılağaçların Gölgesinde

Yıllar önceydi, 7 yıl filan. Bülbülderesi Tesisileri'ne gitmiştik (1). Dönüşte, o zamanlar adlarına pek dikkat etmediğim harika köylerin içinden dolaranarak geçip Çınarcık-Yalova'ya doğru ilerliyorduk. Arkadaşımın 1.6, beyaz renkli Toyota Corrolla arabasında yol alıyorduk. Arka tekerlerden birisinin aptladığını anlamış ve ulu çınar ağaçlarının altında mola vermek zorunda kalmıştık. En uygun yerdi durduğumuz yer. Ama aklımda kalan buraları daha ayrıntılı gezip dolaşmanın zevkli olacağı düşüncesiydi. Düz bir alanda bulunuyordu tekeri değiştirdiğimiz o harika yer.

Çınarcık'a doğru ilerliyoruz. Dikkatim ve gözlerin benzer bir yer aramakta. Geçilen yerler inişli çıkışlı bol kıvrımlı yerler. Tek tük ulu çınar ağaçları görüyorum dar yolun kenarlarında ama hiç birisi aradığım yer değil. En sonunda girişinde Şenköy tabelası olan bir köye giriyoruz. Yol çok dar aralıklarla köyün içinde ilerlemekte. Yolun dar kıyısında yazlıkçılar dolaşmakta. Ortam tam köy havası ve farklı kıyafetleri ile yazlıkçılar dikkat çekiyor. Köyü dolaşıp ilerliyoruz ve ilk kıvrımdan sonra aradığımız ağaçlık yer karşıma çıkıyor. "İşte burasıydı" diyorum ve arabamızı ileride sağda uygun yere park ediyoruz. Yağmur buradan da öz önce yağıp geçmiş. Yerler biraz ıslak ve yer yer su birikintileri ile kaplı.

Siyah yağmur bulutları havanın parlaklığını kapatmış durumda. Birde buradaki ulu ağaçların verdiği karanlık ve loş hava görüntüsü var. Yerler ıslaklıkla çamur arası, yürüken ayakkabılara çamur bulaşıyor. Arabamdan indikten sonra belleğimi canlandırmaya çalışıyorum. "Aha işte şurada park edip patlayan tekeri stepne ile değiştirmiştik. Sonrada arabanın demir takozunu unutmuştu Kudret Atik" diyorum.

Kovuklu Ulu Çınar & Eski Mezarlık

Girişte ve çıkışta [Şenköy Mezarlığı] yazıyor talelalarda. Birde [Çınarcık 12, Yalova 20] yazıyor başka bir tabelada Yalova yönünde. Burada yol daha geniş. Antik ve tarihi ana mezarlık Çınarcık'a doğru gidişte yolun sağ tarafında kalıyor. Yani güney tarafta. Beton çitlerle çevrilmiş yol tarafı. Diğer taraflarını ise vaktiyle dikenli tellerle çevirmişler. Köy tarafından Çınarcık'a doğru, yolun solunda yani kuzeyi mezarlığın ikinci kısmı ile başlıyor. Mezarlık ulu kızılağaç, ıhlamur ve ceviz ağaçları ile dolu. Mezarlıkta ağaçlara kutsal yer diye kimseler dokunmamış. Doğal şemsiye adeta. Az önce yağan yağmurun getiridiği serinlik insanı ürpertiyor. Çoğu insanın üzerine mont benzeri giysiler var. Ben ahriç. Yol kenarı boyunca dar bir su akağı, orta taraftan geçen cılız dereye birleşiyor. Ve yeşillik, dikenlik-fundalık karışımı bitkilerle sarmalanmış olarak devam edip, dereden sonra yol tarafı duvarla çevrili bir bahçe ile bitiyor. Bahçe duvarı biriketten ve demir bir kapısı var. Bahçe bakımlı, yola doğru sarkan, kavuniçi renkte çiçekli sarmaşıkla kaplanmış duvarın bir kısmı. Diğer yerlerdeyse, dalları bahçe duvarını aşmış çeşitli ağaçlar var.

Çınarcık'a doğru yolun sağında yani güneyindeyse, beton çitlerle çevrilmiş mezarlık. Ortasından toprak bir yol ilerlemek.te. Yolun başında kocaman bir tabelada .. Tesisilerine' gittiğini gösteren levha (2). Mezarlık duvarının köy tarafında ise sebze ve meyve satan köylülerin satış tezgahları. Ta en uçta yer alan ulu çınar ağacı ve şehit erin mezarına dek. Tezgahlar ağaçtan. İzleme kolaylığı sağlamak için öne doğru eğik. Üzerleri derme çatma tentelerle kapalı. Sanırım sadece yağmura karşı yapılmış tenteler. Çümkü ulu kızılağaçların yapraklarından güneş ışınlara aşağıya geçemiyor. Şeftaliler, yumruk iriliğinde Mürdüm Erikleri, sarı sarı Hamdi Sünger Armutları, kızıl kırmızı Kızılcıklar, püskülleri burunlarında taze mısır koçanları, yaprakları üzerinde yeşil biberler, kan renginde iri ve etli Biberler, Domatesler, morun farklı tonlarında şiman Patlıcanlar, ufak, "Ye beni kıtır kıtır " diye insanı tahrik eden Hıyarlar (3).

Meyve-sebze tezgahlarına bir göz attıktan sonra bir şey almadan buradan gitmek olanaksız. Yol üzerinde bir çok satış yeri var yer yer. Yine köylüler satış yapmakta. Etraflarında park etmiş araçlar. Ama burası bir başka yer. Hiç yoktan eliniz kolunuz dolmuş oluyor. Ne bagajda ne de arabanın içinde milim boş yer kalmamış. Alınanları itiş kakış bir yerlere sıkıştırıyor insan.

Köfteci Amca & Yaşlı Çınar Ağacı

En uçta ulu bir Çınar Ağacı. İki üç metre yukarısı yuvarlaklaşmış. Eski iri dalların yerinde daha ince yeni dallar var. Beş yada altı adet. Yeni dedimse iki kolla sarılacak kadar kalın. Ağacın üst kısmında geniş bir boşluk var ama bu bölüm muşamba ile kapatılmış. Toprakla birleşen yeri iri bir lale soğanı gibi. İçi oyuk. Ahşaptan kapısı var. Kapı üzeri üçgen şeklinde ilave bir üstlükle çevrili. kapının üzerinde bir kağıda şöyle yazılmış: "Ayakkabıyla Girmeyiniz lütfen, Muhtarlık"(!). Ağacın üzerinde başka bir tabelada, derme çatma şu ibareler var; "Ağacın yaş 3000." Ağacın kovuğu köfteci salonuna dönüştürülmüş. Önünde üç teker bir köfte arabası. yanında Ayran satan beyaz sakallı bir Hacı Amca. Kapıdan uzanıp içeriye göz atoyorum. Ağacın iç tarafı siyah-beyaz Atatürk resimleri ile bezeli. Bazı gazete küpürleri. Yerde etrafında taburteleri olan düzgün üç adet masa. Ortada içinde Kılıç çiçeği olan büyük bir plastik saksı. İçerde ve dışarıda seyyar elektrik hattının ucunda ampüller (4).

Bizimkiler ağacın önündeki masaya oturyorlar. Ben ise çevreyi kolaçan edeceğim. Mezarlığı inceleyecek görüntü alacağım. Sonra köfteci amca ile muhabbet edeceğiz. Köfteci Amca, Yusuf Özdil'in yanında, satış tezgahı olan başka bir köylü var, Halis Yavuz. Kasasında sebzeler olan bir pikap var yolun üst tarafında. O pikabın sahibi. Çınar ağacının hemen yanında yol tarafı beton çitle çevrili bir şehit mezarı. Beyaz mermerden. Baş tarafında gerekli bilgilerin yer aldığı taş. Ardında dalgalanan Türk Bayrağı. Mezarın güney tafaında iki üç tane daha başka yeni mezar var. Ayak ucunmda ise üç oturaklı plastik bir bank. Dua etmek için olmalı. Mezarın hemen yanında bir çeşme var. Şırıl şırıl. Buz gibi. Içimi innaılmaz yumuşak ve hafif. Pazarlanan piyasa sularından daha güzel (5).

Geçmişimizin Kanıtları, Eski Mezarlıklar
Mezarlıklar hep canlı kanıtlar içerirler yakın yerleşim yerlerine dair. Bakalım burada neler bulacağım? Dikkatle bakındığımda mezarlık yeni gibi. İleride taze gömülmüş bir mezarın yanında dua eden bir genç var. Yeni emzarlardan farklı mezar taşlarını andıran taşlar var küme küme. İleride ortada bir yerde ise büyük mermer bir sütun. Öylecer yerde. Upuzun. Mezarlığın doğu tarafında yukarılara uzanan patika yolun solunda, ağaçlar altında bir takım taşlar var. Deste deste üst üste yıgılmışlar. Biraz yaklaşınca aralarında kavuklu taşların olduğunu göryorum. Ve diğer Osmanlıca yazılı mezar taşları. Kırık dökük.

Gözlemlerime göre ve bazı belirtilere göre bu mezarlık olasılıkla Roma Mezarlığı ardından Bizans ve Osmanlılar zamanlarında Rum Mezarlığı olarak kullanılmış. Kurtuluş savaşı sonrası Geçn Cumhuriyet'imizin ilk yıllarında 1925'lerde başlatılan Mübadil Muhacirlik Anlaşmaları (6). ile Yunanistan'dan gelen Türklerle doldurulmuş. Şenköy'e muhacirlerin yerleştirilmesinden sonrada yeni mezarlık olarak kullanılmaya devam edilmiş Şenköy'de mutlaka merkezde bir yerde bir kilise ve bu eski mezarlığın bir köşesinde bir şapel yada küçük kilise kalıntısı vardır bir zamanlar.

Ters yada düz öylece bir araya toplanmış Osmanlı Mezar Taşları. Geçmişimizin kimlik belgeleri. Yazılı kanıtlar. Ama yok olmaya terk edilmişler. Envantersiz ve kayıtsız. Şanlı geçmişimize onca sahip çıkılıp, atalardan dedelerden söz açılan nutuklara rağmen sahipsiz. Dikkatlice inceliyorum ve bazı yazıtların kayıtlarını alıyorum. Okunabilecek durumda çoğu. Benim onları ayrıntılı okumam olanaksız. Okuyabildiğim sadece "???? ???" ve benzeri şeklinde sonlanan yazıların son kayıtları. Okuyabildiğim tüm tarihi kayıtları alıyorum (7).

Birde ilave 128 Mb'lık bellek alabilseydim görüntüleme olayını da çözmüş olurdum. Zorunlu olarak kaleme sarılıp görüntülerini çiziyorum çevremin. Nerede ne var. Ne biçimde ve çevresinde nelerle iç içe diye. Makinemin iki belleğide Armutlu'da tamamen tükendi. Armutlu'dan sonra, Marmara Denizi'nin İzmit Körfezi tarafındaki dağ şeridine geçtikten itibaren gezip gördüğüm yerlerin sayısal görüntüsünü alma şansım olmadı. Yalova'dan ta Bülbülderesi Et & Balık Tesisileri'nin yer aldığı tepeye dek olan köy ve yazlık yerleşim yerlerini başka bir zamanda görüntüleyeceğimi umuyorum. Böylesi güzellikleri uzun zaman ihmal etmiş olmam oldukça burktu beni (8).

Gelsin Cızbız Köfteler

Geri dönüyorum. Bizimkiler hala masada oturmaktalar. Köfteci amca ile muhabbetteler. Bende onlara katılıyorum. Amcanın anlattığı bir anısının orta yerlerinde. Amca anlatıyor. Ben yaz-kış buradayım. Kapıya ve çınar ağacına bu yazıları niye yazdım diye. Özellikle yazın buradan geçen araç sayısı sayısızmış. Bir yerlere giden ama yolu bilmeyen. Ağacı merak eden. Ağacın içine girmek isteyen ve soru soran. Bakmış olmuyor. Bu yazıları yazmış. Soruulduğunda onları gösteriyormuş. Yada başka başka "sinir gerici olaylar " yaşıyormuş. Bazıları "Sen nasıl olurda bu acağın koğunu kapatıp köfte dükkanı yaparsın?" diye kavga dahi yapıyormuş. "Yahu ben burada köfte satıyorum, çav demliyorum. Gel ye iç, ben kazanayım. Sen mutlu ol. Muhabbet edelim. Bilgi vereyim." diyor. Ama öyle olmazmış. Sanki başka işi yokta burada adres soranlara kamu hizmeti veremek için dikeliyormuş gibi insanlar sürekli gelip benzer şeyleri soruyorlarmış. Biz bu arada köfte siparişimizi veriyoruz. yandaki amcadan da ayranlar isteniyor. Beş porsiyon köfte ve ayranlar. Anında hepsi midemizde yerlerini alıyorlar (9).

İdealtepe'den Şenköy'e

Bu arada köyden tezgah sahibi amca yolun karşısında park etmiş kamyoneti olan ..da yanımıza geliyor. Eski model Mercede marka bir araç yanaşıyor yanımıza. İçinden inen insanlar mezarlığa gidiyor. Yaşıtım sayılan sürücü yan masaya oturuyor. Muhabbete pek katılmıyor. Bir ara köfteciye "Çenen kadar elinde çalışsa" diye sitem ediyor. Ama köfteci amca bıçkın. "Sayın ağbim, köfteleri kıvamından önce size servis yaparmıyım! Bu arada muhabbet ediyoruz." diye cevaplıyor. Müşteri de evet bende pişmemiş köfteyi sevmem devip lafı sürdürüyor. Üzgün. Çünkü mezarlığa ziyarete gelmişler. Geçenlerde acemi, genç bir traktör sürücüsünün uçuruma yuvarlanmasına sebep olduğu traktör kazası olmuş. Römörkte otuzun üzerinde kız ve kadın denize gitmekteymişler. Onun yakınlarından ve ailesinden 6 kişi ölmüş. "Ben buralıyım. Şenköy'de akrabalarım var. Buralara sık sık gelirim" diye açıklama yaptı.

Köfteci Amca Yusuf Özdil, 1980'lerde İstanbul-İdealtepe'den buraya gelip yerleşöiş. Daha önce çeşitli işlerle uğraşmış. Bir gün kentten ve İstanbul yaşamından bıkıp "Hanıma, kalk gidelim" deyip buraya geldim yerleştim diye bize açıklamada bulunuyor. Çocuklarını da okutmuş. 150 m2 bir evi varmış. Depremde dahi hal-hatırını sormayan, kışın kendisini unutan yakınlarının, yaz başlarında telefonu sarılıp, "Yahu nasılsınız, bir sesinizi duyalım dedik" şeklinde başlayan telefon görüşmelerinin sonunda, her hafta sonu, tüm yaz boyunca evine nasıl gelip yerleştirklerinden ve kendilerine mutfakta dahi yatacak yer kalmadığından şikayet ediyordu. "Ben böyle konukta istemiyorum yakında. Artık bana misafir gelmesin" dedikçe bende "Olurmu Eylül ayında ben geleceğim. Madem herkese kapınız açık" diye muhabbeti sürdürüyordum köfte-ekmeğimi ısırarak yerken. Bizimle muhabbete katılan satıcı Halis Yavuz lafa karışıyor. "Yusuf kabul etmezse gelin, bende kalın. Beni burada her kes tanır. Arayın bulun. Kapım size açık" diye çömert yüreklilik ediyordu bize.

Nerede O Eski Valilerimiz!

Şenköylü Halis Yavuz köyün geçmişine dair birşeyler anlatmaya istekli. Halis bey, köy muhtarından ve büyüklerinin anlattıklarından bize aktarmalar yapıyor. Çınarcık-Armutlu yolunun ta 1960'lara kadar olmadığını, yazın atla gidilebilen dar bir yolu olduğunu açıklıyor. Eskiden İstanbul'dan Vali Bey at sırtında Yalova'dan sonra her köye gelip istek ve dilekleri dinlermiş köylülerin, köy muhtarı ve köylüleri karşısına alarak. Şimdi nerede Yalova Valisi'ni görme şansı diye dertleniyordu. Eski valilerden birisi, vaktiyle Yalova ve bu yöre köyleri ziyaretinde, en uçtaki köye kadar üç köyün adını değiştirmiş. Yeni Köylerin adları, Esenköy, Şenköy ve Teşvikiye olmuş (10).

Esentepe Köyü'nin deniz tarafında bir yerde bir şelale gibi akan bir kaynak varmış kayanın dibinden çıkan. Kışın kabaran deniz dalgaları nedeniyle burada geçip ilerleyemezlermiş. Şenköy eski bir Rum Köyüymüş. Şimdi merkezde kalan tarihi bir hamam varmış. Yıktırılmış. Belki kalabilseymiş şimdi yıktırılmasına karşı çıkılabilirmiş. Mezarlıkta belki de ta Bizanstan kalmaymış. Osmanlılar burasını mezarlık olarak kullanmaya devam etmişler. Burada çok eski mezarlar varmış. Şimdi ise onlar köy mezarlığı olarak kullanmaktaymış. Bize Şenköy'ün geçmişini özetleyiverdi. "Aslında gelip kalsanız size köyün geçmişini kendi anılarından anlatıp özetleyecek yaşlılarımız var. Bir de muhtarımızda iyi bilir köyün geçmişini" diyordu. Kızının telefon numarasını kaydettik. Bir gün yolumuz düşer de muhabbet ederiz diye.

Çınarcık

Hani depremde haritan silindi, yıkılmadık apartman yapısı kalmadı denilen Çınarcık'a doğru ilerliyoruz. Girişine yakın bir yerde Çınarcık levhasında Nüfus Rakamı: 9000. Yalova'ya olan uzaklığı 12 Km. Sahil yolu var. Birde eskilerde Teşvikiye'nin içini dolaşan üst yol. Ben Çınarcık sahiline girmek istemiyorum. Ama yol Teşvikiye önünde bypass edilmiş yeni yapılma bir köprü ile. Oradan devam ediyoruz. Yol yirmi yıl önceki aynı yol. Dar, delik-deşik ve yanları çökmüş. Bu daracık yolda insanlar salkım-saçak. Gezinenler, dolmuş bekleyenler. Park etmiş araçlar. Çınarcık'da hiç deprem yaşanmamış gibi. Hani nerde yıklıdı bu yapılar diyor insan. daracık aoalnda yüksek yüksek yapılar. 6-8 katlı. Hiç bir kent yerleşim planı yok. Tek bir ana yol var, oda eski yol. Aralarda dikine inen bir kaç bağlantı noktası olsada ağırlık sahil yolu ile geri yolda. Zaten sahil yolu bazı kısımlarda iptal edilip geri yola bağlanmış.

Çınarcık-Termal-Yalova arasındaki yol inanılmaz iniş-çıkışlı bir yol. 180 derecelik kör noktaları olan bir yol. Dar. İki aracın yana yana zor geçtiği bir yol. Tepelere doğru görüşün sıfırlandığı yerlerle dolu. Üstelik heyelanlı. Hiç değişmemiş. Çınarcık milyarlık villa ve özel sitelerin doldurduğu bir yazlık-kışlık kent olmuş. Neredeyse Yalova ili. Yalova İl levhasında 52 bin nüfus olduğu yazılıydı. Çınarcık ve Esenköy'ün nüfusu da yaz kış olasılıkla değişmiyordur. Ama yol çağdışı. Yalova'dan gelip Termal-Çınarcık Sapağı'nda biten yeni yol çalışması ileride ulaşım olayını kolaylaştırır sanırım. 30 Km'lik Yalova yolu bir türlü bitmek bilmiyor. Çünkü dönüş trafiği var Topçular'a değin. Bir de Bursa'dan akan İstanbul trafiği. Plakalar hep 34 ve 16.

Yalova-Topçular Arası

Çınarcık ile Yalova arasının 12 Km olduğunu söylemiştim. Ama Yalova'ya giden yol inanılmaz kötü durumda. Dere-tepe dümdüz gidiyor yol. Çınarcık'tan sonra ilk yerleşim yeri Koru. Sonra Termal yol ayrımı geliyor. Yalova'dan önce ise Çiftlik denilen bir yerleşim yeri daha var. Kent içi geçiş yolu çift yol haline getirilmiş. Eski yoldan yani çarşı içinden geçilmiyor yada bana öyle geldi. Yolun ortasında kare blok betonlar var. Ve ışıksız dönüş bölümleri. Bulvara Yaşar Okuyan'nın adı verilmiş. Bir iki yerinde ise resmi de vardı tak benzeri levhalarda. Bu yol doğrudan Bursa-Yalova-İzmit yoluna çıkıyor. Işıklardan sonra ileride orta göbekten akan trafik yön değiştiriyor. Topçular mevkiinde Araba Vapuru iskelesi var. Bu kesime kadar yol ikileme ve iskeleye dönüş kavşağı çalışmaşları devam ediyor. Gidiş geliş tek sıra halinde uzayıp gidiyor. Yalova Kavşağı'ndan Seymen-İzmit kavşak çalışmasına dek sürüyor trafik tıkanıklığı. Bu güzergahnta yol ikileme ve çevre bağlantı yolları tamamlandığında ulaşım inanılmaz rahatlayacak.

Erkan Kiraz, 01/09/2002, Pazar, Şirintepe-İzmit


Dip Notlar & Açıklayıcı Bilgiler

(1). Bülbülderesi Et & Balık Tesisileri. Tel: 0226-243 77 99. İşletme Sahibi; Cüneyt Ersoy. Garson: Müslüm Artan.

(2). "Yüksel Alabalık Çiftliği, 600 m ileride" diye yazan levha.

(3). Meyve ve sebze fiyatlarının Kg bedelleri şöyleydi. Taze Fasulye ve Taze Biber: 1 milyon, Kızılcık 1,5 milyon, Hıyar 500 bin, Şeftali, Elma, Armut ve Mürdüm Eriği 1 milyon, Taze Mısır tane 200-250 bin.

(4). Köfteci Amca Yusuf Özdil, Şenköy Mezarlığı, Ulu Çınar Kovuğu, Şenköy, Çınarcık-Yalova.

(5). Şehit Er Ünal Akalın, P.Onb.

(6). Mübadil Muhacirler [Karşılıklı Yerdeğişim Göçmelileri] iki ülke arasında yapılan anlaşmalar kapsamında, toplu halde yaşadıkları bölgeleri terk edip, T.C.'nin kendilerine gösterdiği eski Rum ve Ermeni Köylerine yerleşitirilen göçmenler.

(7). Kadedebildiğim Osmanlı Mezar taşlarının yapım tartihleri şöyleydi: [???? H 1165/M ], [????H 1189/M], [???? 1361/M], [????H1239/M], [????H1186/M], [???? H 1197/M ], [????H1211/M], [???? H 1160/M].

(8). Ayranın bardağı sadece 250 bin TL. Bardak öksüz doyuran cinsten. Köftenin yarım ekmek içi porsiyonu 1,5 milyon TL. Dört Porsiyon köfte toplam 6 milyon TL.

(9). Esenköy'ün eski adı Katırdere, Şenköy'ün eski adı Yukarıkocadere ve Teşvikiye'nin eski adı Zindanlı'ymış. İstanbul Valileri'nden birisi. Katırdere adını bu bölgenin iyi rüzgar almasından dolayı Esenköy'e, Yukarıkocadere olan köy adını yaşayanlarının neşeli ve muhabbet insalar olmasından dolayı Şenköy'e ve .Zindanlı olan köy adını ise sakinlerinin çok girişkene ve istekli olmalarından dolayı Teşvikiye'ye çevirtmiş.

(10). Esenköy, Şenköy, Teşvikiye, Çınarcık, Koru ve Yalova'ya ait sayısal görüntülerim bulunmamaktadır. Karamürsel'den itibaren İznik'e kadar olan ara köy ve beldelere ait olan ve İznik'e ilişkin sayısal görüntülerim http://community.webshots.com/user/erkankiraz9  adlı siteme ve Yalova-Armutlu'ya dek olan sayısal görüntülerim ise şu adrese yüklenmiştir: http://photos.yahoo.com/erkankiraz  .


Erkan Kiraz'ın fotoğraf arşivine aşağıdaki linlerden ulaşabilirsiniz.

http://community.webshots.com/user/erkankiraz

http://community.webshots.com/user/erkankirazi
http://community.webshots.com/user/erkankiraz2
http://community.webshots.com/user/erkankiraz3
http://community.webshots.com/user/erkankiraz4
http://community.webshots.com/user/erkankiraz5
http://community.webshots.com/user/erkankiraz6
http://community.webshots.com/user/erkankiraz7
http://community.webshots.com/user/erkankiraz8
http://community.webshots.com/user/erkankiraz9
http://community.webshots.com/user/erkankiraz10
http://community.webshots.com/user/erkankiraz11
http://community.webshots.com/user/erkankiraz12
http://community.webshots.com/user/erkankiraz13
http://community.webshots.com/user/erkankiraz14
http://community.webshots.com/user/erkankiraz15
http://www.trainweb.org/demiryolu
http://www.virtualtourist.com/erkankiraz
http://www.mtuncel.tripod.com/mustafatuncel/id24.html
http://groups.yahoo.com/group/bilgisayarveinternetguvenlik

site: Jean-Patrick Charrey, contributions & translation into Turkish by Erkan Kiraz

© Copyright Hakkı Erkan Kiraz'a Aittir. Her Hakkı Saklıdır.
Bu yazı ancak kaleme alanın izni alınarak tekrar yayınlanabilir yada dağıtılabilir.
© Copyrighted to Erkan Kiraz. All Rights Reserved.
This study may be re-copied or re-distributed only with prior consent of its Author.
Edited by Erkan Kiraz erkankiraz@yahoo.com on 18/08/02.



şifremi hatırlamıyorum
üye olmak istiyorum

Bu sayfayı arkaşıma gönder

 Otel ara



site içi arama


burası neresi?



en güzel fotoğraflar





İş Fikileri Düşünce Havuzu



Gerçek Safranbolu Lokumu


Linkler    Bize ulaşın    Üyelik    Acentalara özel    Otellere özel    Otelinizi ekleyin    Hakkımızda

© 1999 Gezi Notları