Şehrin gürültüsünden, kalabalığından ve gri görüntüsünden kurtulmak istiyorsanız, gökyüzünü binaların arasından görmek sizi rahatsız ediyorsa bu sayfalarda biraz vakit geçirin.
 Ana sayfa   Gezi notları   Bilgi paylaşımı   Geziler   Oteller   Yazılar   İpuçları   Doğa ve fotoğrafçılık

Abant   
Adada   
Adalar   
Adatepe   
Adrasan   
Ağva   
Aix en Provence   
Akyaka   
Aygır Deresi   
Ayvalık   
Belgrad Ormanı   
Bergama   
Bergama Antik Kenti   
Bozcaada   
Cumalıkızık   
Çandarlı   
Çiğdem Yaylası   
Çubuk Gölü   
Dalyan   
Datça   
Davlumbaz   
Doğançay   
Dupnisa Mağarası   
Efteni Gölü (Melen)   
Eğirdir   
Ercivan   
Erikli   
Göynük   
Güver Uçurumu   
Güzeldere   
Harran   
İğneada   
İnönü   
İznik   
Kanlıdivane   
Karacaören   
Kartalkaya   
Kartepe   
Kastro   
Kazkıran   
Kefken   
Kıyıköy   
Kızkalesi (Korykos)   
Madenderesi   
Ménerbes   
Mor Mihail Kilisesi   
Mudurnu   
Öküzovası   
Polonezköy   
Safranbolu   
Salon de Provence   
Sapanca   
Serindere   
Spil Dağı   
Sülüklügöl   
Sünnet Gölü   
Şirince   
Taraklı   
Tirilye (Zeytinbağı)   
Uludağ   
Uzunköprü   
Yedigöller   
Zinciriye (Sultan İsa) Medresesi   
Detaylı liste için tıklayın  

Mavi Bayraklı Plajlar 

Gezip görüklerim, duyup yazdıklarım
Erkan Kiraz
erkankiraz@yahoo.com
 
Diğer yazılar

Yazar hakkında:

1957 yılında İzmit, Derince'de dünyaya gelen Erkan Kiraz evli ve iki çocuk babasıdır. Adapazarı, Toyota Otomotiv'de İthalat ve İhracat uzmanı olarak çalışan yazarımız iyi derecede İngilizcesinin yanında, Almanca ve  Fransızca dillerine aşinadır.

Erkan Kiraz, gezilerini kaleme almakla ilgili düşüncelerini şöyle özetliyor:

Amacım sahip olduğumuz doğal, çevresel, sosyal ve kültürel değerlerimizi görüntü ve yazı ile kayda geçirmek ve gelecek nesillere kalıcı bir şeyler bırakmaktır. Yazılarımı "Deneme Yazıları" olarak kaleme alıyorum. Yazma ve görüntüleme ilkem; duyup dinlediklerimi, ilk intibalarımı, bizzat yaşadığım deneyimlerimi, yaptığım araştırmalardaki bilgilerle harmanlayıp yazmak ve "Ne görüyorsam o" şeklinde görüntülemektir.
Yeşil Vadi Gür Çiftliği Denilen Bir Yer 

Bu hafta sonu gezip gördüğümüz yer, Ev & Bahçe dergilerinde görebileceğimiz ve içimizin eridiği villa yada kır evlerini gölgede bırakacak, İstanbul, Polenez Köy'de (1) bir zamanlar var olan, Polonya asıllı köylülerin işlettiği kır evlerinin görkemlerini yitireceği bir yer. İnsanın kendisini İsviçre yada Almanya'da yerel özelliklere göre oluşturulmuş bir çiftlikte hissedebileceği bir yer.

Ama tüm bunları hissetmek ve yaşamak için insanın gideceği yeri bilmesi, bir yakın yada tanıdığının önermesi, geçerken tabela yada levhasından görüp merak edebileceği yer olması gerekir değil mi? Ama ne yazık ki güzel ortam ve mekanlarda bulunmayı, doğa ile iç içe ama modern kolaylıkların sunulduğu yerlerde hafta sonlarını yada bir iki günlerini geçirmek isteyenlerin kolayca bilebilecekleri bir yer değil gittiğimiz yer.

Neden kolayca bilinebilecek bir yer değil sözünü edeceğim yer? Neden ve sebeplerini daha sonra anlatacağım yada araştıracağım bu yeri, ben nasıl keşfettim o halde? Ya da ne bileyim benim gibi gezip dolaşmayı seven ve meraklı bir kişinin dahi böylesi bir güzelliği keşfetmesi sadece anlamsız ve garip bir tesadüfe bağlıysa siz nasıl bilebilirsiniz Yeşil Vadi Gür Çiftliği diye harika bir yerin olduğu? Yada keşfedip bilenler neden aktarmamışlar yaşadıklarını yakınlarına ve tanıdıklarına?

Neyse yazacaklarım benim ve ailemin ilk intibaları, düşünceleri ve etkilenmelerinden oluşmuş bilgiler. İlk bölümlerde yazacaklarımda deneyim, ön bilgi, yaşanmış bazı olaylar, bilip gelenlerin aktaracakları bilgiler yok. Yazının en sonuna, burasını bilip, gelip görenlerin olup olmayacağını araştırdıktan sonra, varsa bilip görenler, onların deneyimlerini, yaşadıklarını ve görüşlerini aktarmaya çalışacağım. Böylesi bir kapanışla daha kabul edilebilir, gerçeğe daha yakın bir yazı kalemimden çıkmış olacak.

Bu Hafta Sonu Ne Yapsam Ne Etsem?
Bu hafta sonu için programlı bir gezip dolaşma olayım olmayacaktı. Zaten hava programı hafta sonunun yoğun yağışlı ve fırtınalı geçeceğini açıklamış ve insanları uyarmıştı. Genelde hava uyarılarını dikkate alırım. Cumartesi günümü evde geçirip saat 17:00 sularında başlayan olasılıkla hızı 100 Km.yi geçen fırtına ve tipi benzeri yağmuru evimin pencerelerinde izleyerek geçirdim. Dışarıdaki ortamı, güvenli bir yerden izlemek çok zevk vericiydi. Pazar günü de beynimizi bir haftadır okul alışverişi için oyan büyük kızımız Bengisu'ya ayırmıştık. Alışveriş merkezlerinden birisine gidecek günümüzü orada geçirecektir. Başkaca bir şey olmayacaktı.

Alışveriş bitti. Zaten hava da alışveriş merkezine giderken değişmiş ve düzelmişti. Öğleden sonrası bize kalıyordu. Dün yakın dostumuz, Ülkü Koç (2) ile yarın gideriz dediğimiz bir mekan konusunda muhabbetimiz olmuştu. Akmeşe Yolu'nda bir yer var, kendin pişir kendin ye türünde, neresi tam bilmiyorum ama kardeşim Erkan gitmiş çok beğenmiş diye söz ettiği bir yer. Oraya hava güzel olursa gideriz demişti Ülkü. Ama ertesi gün eşi İrfan vazgeçmişti gitmekten. Geri dönerken ben hadi gidelim, açık bir yer bulabilirsek otururuz, en kötü durumda Kazımpaşa, Köşk'e gider köfte-et yer geri döneriz. Yavaş yavaş gezerek gider dönerken farklı yolla yine gezerek yol alırız dedim ve ver elini Uzunçiftlik Sapağı.

Nasıl Gidilir?
Yeşil Vadi Gür Çiftliği'ne ulaşım iki şekilde olmaktadır. Adapazarı Kazımpaşa Yolu ve İzmit Uzunçiftlik-Akmeşe Yolu ile. Otoyolu kullanıp İzmit'e gelenlerin Köseköy Gişeleri'nden çıkış yapıp İzmit-İstanbul yönüne döndükten sonra Uzunçiftlik Sapağı'ndan Akmeşe Yolu'na girmeleri gerekir. Adapazarı Gişeleri'nden çıkanların ise Adapazarı merkeze doğru ilerleyip, Serdivan Trafik ışıklarından Kazımpaşa Yolu'na dönmeleri gerekir. Ardından Selahiye, Kuruçeşme, Kazımpaşa, Meşeli, Uzunköy (Eceldere) ve Mahmudiye'yi geçtikten sonra , Kazımpaşa Halk Otobüsleri'nin durak olarak kullandığı Kızılcık köy sapağını geçmeleri gerekir. Bu kesimden sonra Adapazarı Ovası biter ve İzmit Doğu Platasu'na tırmanış başlar. Tepenin üzerinde Beşevler Köyü kuruludur. Tırmanışa geçtikten beş yada altı yüz metre sonra yolun sol tarafında kalır çiftlik. yani yolun güney tarafında.

En güzel yol İzmit Uzunçiftlik-Akmeşe Yolu'dur. Kenticiler Köyü (3) sapağına dek yol mısır tarlaları ve ağaçlıklar arasında ilerler. Buradan sonra ağaçtan tünel benzeri ortamlardan geçip İzmit Bölgesi Doğu Platosu'na doğru tırmanır yol. İlk köy Karaabdülbaki Köyü'dür (4). İkinci köy ise Sapakpınar'dır (5). Ardından Akmeşe Üçyol ağzına varılır. Adapazarı yününe doğru ilerlemek gerekir. Sapak sonrası sol tarafta bir benzin istasyonu vardır. Adapazarı İl Sınırı'na dek İzmit'e bağlı Süleymaniye Köyü'nün (6) içinden geçilir. Ardından bu yol üzerinde, Sakarya İl Sınırı'ndaki ilk köye varılır. Adı Beşevler Köyü'dür (7). Beşevler Köyü, İzmit Doğu Platosu'nun (8) yamaçlarında yer alan şirin, küçük bir Romanya Göçmenleri köyüdür. Köyden hemen sonra Adapazarı Kazımpaşa Ovası'na doğru inmeye başlar yol, kıvrıla kıvrıla. Adeta Ege sahillerinde yer alan ünlü geçitler gibi. Köyden yaklaşık bir bilemediniz iki km sonra, yolun solunda bir levha vardır. Üzerinde; "Yeşil Vadi Gür Çiftliği" yazan. Sağ sinyalinizi verip giriş yoluna dalın. Karşınıza ahşap, tak misali bir giriş kapısı çıkacaktır. İşte Çiftliğin girişi.

Yanıltıcı Olan Ne? yada Terslik Nerde?
Çiftlik, Ne Çiftliği?

Arkadaşlarla dün yaptığımız muhabbette adı geçen yeri bulamadık biz. Zaten mevsim kapandığı için kendin-pişir-kendin-ye benzeri hizmet veren yerler kapanmıştı. Açık olan, yol boyu bir kaç yeri de biz beğenmedik. Ve açız diye bağrışan çocukları, tamam size Kazımpaşa'da (9) sürekli gittiğim Köşk'e (10) götüreceğim dedim. Ama acelemiz yoktu. Yol üzerindeki köylerde duraklayarak ilerliyorduk. Beşeveler'i geçerken yol kenarında mısır soyan kadınları görünce burada kısa bir mola verdik. Küçük kızım Aybüke Beren, kadınlarla birlikte mısır soydu. Bize verilen mısırları da bagaja teptik. Köye ilişkin bilgiler aldık. Muhabbet ettik. Sonra arabamıza binip tatlı bir eğim alan yolumuza devam ettik. Beşevler, İzmit'in Doğu tarafında yer alan platonun, en son ucunda kurulmuş bir göçmen köyü. yerleşiklerin ataları Romanya bölgesinden gelmişler. Eh bende ana tarafından Romanya göçmeniyim ya. Akrabalarımı bulmuşum gibi geldi bana. Annemler, Ahmatlar (Stefan Karadja) (11) köyünden gelmişler Derince'ye Mübadele Muhaciri (12) olarak 1925'lerde.

Selahiye Köyü,
Köşk Köfte Salonu'nda Ziyafet

Sol salına salına, yılan gibi kıvrılarak inmekteydi ovaya doğru. İnişte sağ tarafta bir tabela var. "Yeşil Vadi Gür Çiftliği" yazan. Tabelalara pek önem vermiyoruz. Tabelada "Restoran", Lokanta" yada "Motel" yazmadığı için, tavuk çiftliği, at çiftliği yada mantar çiftliğidir diye yorumlayarak yolumuza devam ettik. Nerden bilebilirdik ki çiftliğin, Motel şeklinde hizmete veren apart benzeri bir yer olduğunu!

İniş yolunun orta yerlerinde bir yerde yolun alt tarafında, solda bir kır evi ızgara yeri var. Çocuklara burada mola verip yemek yememiz için çok ısrar ettiler ama ben onları Köşk Köfte Salonu'na götürecektim. Beşevler Köyü'den sonra sırası ile Mahmudiye Köyü, Uzunköy (Eceldere), Meşeli, Kazımpaşa, Kuruçeşme'yi geçip Selahiye Köyü, batı yamacında bulunan Köşk'e ulaştık. Üç yetişkin iki çocuk, üç porsiyon birer buçuk karışık et, birer kase yoğurt, ortaya çoban salata, soğuk sular ve üç Coca Cola, bir meyve suyu ile kapanış içeceklerimiz iki kahve ve iki bardak çay için tam 28 Milyon TL ödedik. Bu kez fiyatların biraz artmış olduğunu hissettik. daha önceleri oldukça çekiciydi fiyatları, sanki porsiyonlarda daha öksüz doyuran cinstendi. bazı farklılıklar olmaya başlamış galiba. Ama nelerin değişmiş olabileceğine pek kafa yormak istemedik daha fazla.

İzmit'e Geri Dönüş Yolu
Dönüşte daha yavaş, geçtiğimiz köyleri geze geze, etrafa bakına bakına ilerleyelim, vakit kalırsa Akmeşe'ye de sapar, orayı da gezeriz dedim. Kazımpaşa'nın çıkışından itibaren ağaçlar ve yeşillikleri içersinde kalan tek tük bireysel konutları yada villaları hayranlıkla izleyerek ilerliyorduk. Beşevler yokuşuna tırmanmaya başladığımızda, yolun solunda, ileride ağaçlar arasında bir villa gördüm. Hanife'ye "Ne zevkli ve özenli insanlarda var. Varsıllar hep sitelerde oturmuyor, bazıları da gerçekten zevk sahibi kişiler." dedim.

Yolu tırmanıp villanın yanına yakın bir yerde durup ovanın ve olanaklıysa villanın resmini çekmek istedim. "Yahu şu zevkli insanların yaptırdığı villanın bir resmini çekeyim" diye burada yer alan patika yola girdim. İlkin aracımı yol kıyısına ardından patika yola çektim. Yolun aşağısında büyük bir ahşap, tak benzeri giriş kapısı vardı.

Yeşil Vadi Gür Çiftliği &
Malikane

Yolun güney tarafı adam boyundan uzun mısır tarlası. Yemyeşil. Üzerlerindeki mısırlar kurumaya yüz tutmuş. Aralarda tekerlek büyüklüğünde kabaklar. Gür Çiftliği'ne inen yolun sağ tarafı ağaçlık ve fundalık. Arabamızı ağaçların gölgesine bırakıyoruz. Giriş kapısından içeri girdiğimizde kendimizi harika bir ortamda buluyoruz. Kapının sağında ve solunda iki köpek var. Kulübelerine yakın oturuyorlar ama hiç ses çıkartmıyorlar. İkisi de zincirli. Bahçenin önünde bir levha var. "Havuza Gider" yazıyor. Başkada bir şey yok. Aşağıya doğru inen yol Arnavut Kaldırımı, parke taşları ile döşeli. Yolun kuzey tarafında kalan küçük koru, eski traverslerle desteklenmiş ve bir tür engel ile çit arası bir şey çıkmış ortaya. Bahçe yamaçta olduğu için kademeli olarak iniyor aşağıya. Bahçenin içinden yürüyüp evin kapısına gidiyoruz. Kapı kapalı. Ön tarafında yer alan taraça benzeri balkon boş. Veranda da bazı kavanoz ve boş kaplar var. Birisinde hıyar turşusu yapılmış. Villa iki katlı. Alt kat taştan ama renk ve desen verilmiş. Geri kalan neredeyse işlemeli ağaçlardan yapılmış. Vernikli yada özel boyalı. Yapının duvarları Alman yada İsviçre evleri tarzında. Duvarlar sarı renkte. Aralarda süslendirilmiş kahverenginde ağaçlar. Çatısı bilinen dört köşe değil. İki taraflı indirme tarzında. Yapının tam ortasında kule benzeri bir yer var. Çatı katına aydınlık sağlayan bölme olmalı. Batı tarafta bir kapısı var. Giriş doğu tarafta. Giriş kapısının güney tarafından başlayan L harfi şeklinde bir balkonu var. Ama daha çok veranda gibi yapılmış.

Görüntüleme
Ben deklanşörümü çalıştırıyorum. Neresini çekmeli! Önemsenmeyecek bir taraf yok. Hepsini çekmeli. Her güzellik kareye girmeli. Görüntülediklerimizi, villa önünde çekilmiş bir toplu resimle mühürlemeli. Öyle de yapıyorum. Köpekler öylece sessiz. Rahatsız eden yok. Etrafta neredeyse çıt yok. Konutun etrafı süs bitkileri, çiçeklerle süslenmiş. Peyzaj uzmanının elinden çıkmışa benziyor. Aralarda kalan bölümler çim.

Etraf sessiz. Sadece doğanın sesi ve toprak kokusu. Az önce yağan yağmurun oluşturduğu müthiş bir ozon kokusu var etrafta. Aşağıda dört bölmeli işlik benzeri bir yer var. Korunun kuzey-doğu tarafında ise bir konut. Önünde bir bayan. Bize doğru bir şey anlatmaya çalışıyor. Sonra işlikte bisiklet binmeye çalışan bir çocuk ortaya çıkıyor. Burasının ne olduğunu öğrenmek istiyoruz. "Burası bizim evimiz." diyor (!). Ardından sadece; "Şu taraftaki yolla gideceksiniz." diyor bize açıklama olarak. Sözünü ettiğin yol nereye gidiyor diye sorduğumuzda, sadece "Havuza gider." diyor.

Etraftaki güzellikten ve "Havuz gider" sözünden bir şeyler çıkarmaya çalışıyoruz. Bizimkiler yürüyerek gitmek istiyorlar işaret edilen yöne doğru. Ben geri dönüp arabayı alıyorum. Köpekler sadece gözleri ile beni izliyorlar. Hatta kafalarını dahi kaldırmıyorlar. Bizimkiler ağaçların altında, gelip geçen araçların bıraktığı teker izleri arasında ilerliyorlar. İzlerin geri kalan bölümleri çimenlik otluk. Yolun güney tarafı ağaçlık. Ağaçların arasında bir grup kaz dinlenmekte. Onların gerisinde üç adet kümese benzer kulübeler var. Özenle yapılmış ve düzenlenmiş. Küçük havuz benzeri yerde su kurumuş yada susuz bırakılmış. Ördek ve kazlar için yapılmış olmalı.

Yeşil Vadi Gür Çiftliği
Restoran ve Moteli

Ağaçlar arasında ilerleyen yol bumerang gibi bir kavisle yamacın batı tarafına doğru ilerliyor. Güney taraf, aşağıya küçük bir vadiye uzanıyor. Vadinin etrafı ağaçlarla kaplı. Bahçede sıra sıra ekili genç kavak ağaçları. Vadinin daha güneyi ise yükselen bir yamaç. Yamacın en ucunda Kızılcık Köyü'nün çatıları ve konutlar etrafında yer alan ağaçlar görünmekte. Kızılcık Köyü ana yoldan yaklaşık 2 Km yukarıda kurulu. Önümüzde yamaca yaslanmış malikaneye benzer başka bir yapı. Yapının yol tarafında uzanan, indirme benzeri başka eklenti yapılar var. Restoran kısmı iki katlı. Batı tarafında başka bir indirme var. Ön tarafında hayranlık uyandırıcı bir veranda. Verandanın üstünde iki büyük pencere. Doğu tarafta tek pencere. Verandanın ağaçları kalın ve işlemeli. İlk bakışta el işçiliği gibi görünüyor. Adeta oyma. Verandanın altında plastik ve ahşap masa ve sandalyeler. Başı bandanalı bir bayanla bir erkek oturuyor masaların birisinde. Restoranın batı tarafında başka bir koru. Ağaçlar meşe. Oldukça yüksek ve kalınlar. İndirme tarzındaki eklenti yapıları tek katlı ama dört bölümden oluşmakta. Her birisinin önünde süslemeli verandaları var. Toplanmış sandalye ve masalar. Motel şeklinde yapılmış. Yan yana. Her birisinin kendi kapısı var. Ön tarafta ise aynı yüzeyde büyük bir havuz. Masmavi. Havuza doğru ilerliyoruz. Yamaçta yapılmış ilave bir yapının üzerine oturtulmuş. Üç bölümlü bir havuz. Çocuk kısmı bölümlü. En doğu ucu daha derin. Boyu yaklaşık 14-15 metre, boyu 7-9 ve derinliği de olasılıkla 1,65 ile 2.00 metre. Farklı farklı görüntüler aldıktan sonra oturmakta olan bayana doğru yaklaşıyoruz. Ama ben gözlerimi verandanın ağaçlarından alabilmiş değilim. Bayanda daha dikkatli bakma durumunda değilken, ondan "Buyurun bir çay için." davetini alıyoruz. Ben resimleri çekerken çaylar masaya gelmiş benim çayım soğumaya yüz tutmuş bile. İkinci çayım hemen geliyor.

Veranda da
Bandanalı Bir Bayan ve Bir Erkek

Bayanın yanında kümeleniyoruz ve meraklı gözlerle nasıl bir yerde olduğumuzu bize anlatmasını bekliyoruz. Hayranlık ve şaşkınlığımız gözlerimizden ve yüzümüzden okunuyor. Diğer taraftan da gizli bir takdir duygusu ve beğeni var dudaklarımızda. Soru yağmuru altında bayan bir şeyler anlatmaya çalışıyor. Burasının ne olduğunu sorduğumuzda ise sadece Çiftlik diyor (!). Ne çiftliği? Yani hafta içi yada hafta sonu gelip kalınan, havuza girilen apart benzeri bir yer. Güneyde ve Ege kıyılarında kaldığımız apart benzeri bir yermiş aslında. Anlattığından bunu anladık. Ama ne bir yazı ne bir tabela var etrafta bunu anlatan. Onlara göre burası Çiftlik. Bilenler biliyormuş (!). Buz yaz tatile gittiğimizde Kaş ve Dalyan'da pansiyon, 4 yıldızlı otel ve apart otellerde kaldık. Ama özellikle Dalyan'da dahi böylesi bir yere rastlayamadık. Olacağını da zannetmiyorum. Dalyan'ın bakımlı, süs ağaçları ile kaplı ve çiçekli pansiyon ve apartları neredeyse hiçbir yerde yoktur. Ama ya fiyatlar ve hizmet?

Burası hakkında hiç bir deneyimiz yok. Haftaya gelecek, yaşayacak ve bizzat öğreneceğiz. Gerçek fikrimiz ve değerlendirmemiz o zaman olacak. Ortam yaşanır olması lazım. Elbette güzellik, sessizlik, doğa ve yeşillik çok önemli. Ama işletmecilik yapılamıyorsa insanın ayakları kesilir. Müşteriye yaklaşım ve davranış profesyonelce olmalı. Kırmadan, ürkütmeden ama gönülden sevgiyle bağlayarak yaklaşılmalı gelenlere. Tersi olduğu zaman bizimde isteğimiz, hevesimiz kaçar. Ayaklarımız gitmez olur.

Bir Gece Kaça Patlar?
Fiyatlar Nedir?

O halde şayet sezonu kapatmadıysanız, biz haftaya burada bir gece geçirmek üzere gelmek isteriz. Bize burada geçireceğimiz bir gece ve iki gün yeme içme kaça patlar, ne ödememiz gerekir diye soruyoruz. Bu senenin yağmurlar nedeniyle kısa geçtiğini söylüyor. Pek istikrar alamadık diyor. İki kişilik yada süit oda için kişi başına 15 milyon, kahvaltı dahil. Yemek olarak etin kilosu 15 milyon TL. İçecekler birer milyon. Ortalama bir kilo eti ancak 5-6 kişi yer. Salata, içecek ve et adam başı en fazla tutsun 5-6 milyon diyorlar. Bize bu oldukça makul geliyor. Ama, çocukların adı hiç geçmedi. Onlar için ekstra bir ücret söz konusu oluyor mu, örneğin yazın onlara havuza giriş ücreti talep ediliyor mu?

Söylenen ücretleri karşılaştırma için, daha yeni, 30 Ağustos'taki üç günlük tatilimizde Karamürsel-İznik-Armutlu-Yalova turumuzda ödediklerimi aktarmak isterim. İznik göl kıyısında ki salaş motellere 50 milyon ödemiştik kahvaltı dahil. Armutlu'da ise ondan farklı olmayan bir yere ise 30 milyon. Geçen sene yine 30 Ağustos tatilinde Ağva-Kandıra-Akçakoca turumuzda, Ağva ve Akçakoca'daki pansiyon bedelleri kahvaltı dahil adam başı 15-20 milyondu. Bu sene niyetimiz, Akçakoca yolu üzerinde, Kalkın denilen yerde, Çamlık tepesindeki Çamlık Pansiyon'da bir hafta sonu geçirmeyi planlıyorduk. Oraya da vereceğim para aşağı yukarı bu bedeldi. Yazları havuza girmek ücrete tabiiymiş. Kişi başı hafta içi 5 milyon, hafta sonları ise yedi buçuk milyon. Çocuklar konusunda bir fikrim yok. Söylenmedi. Biz de dahil olmayacağı düşüncesiyle sormadık. Ama bizim hep ısrarla üzerinde durduğumuz, sevecenlik, sıcak ve tatlı yaklaşımdır. Güzellik ve ortamın yaşama değerliği hep ikinci planda kalır. Bazen ücretin yüksekliğini de önemsemediğimiz olur.

Sorular ve Cevaplar
"Verandanın ağaçları özeldir. Özbekistan'dan gelme. Dışları kaplama. Burasının her şeyi benim ve eşimin elinden geçmiştir. Yemeklerimizi ben bizzat mutfakta kendim yaparım. Sebze ve meyvelerin neredeyse tamamı bahçe ürünü olur yazları. Burada gördüğünüz ne varsa özenle tarafımdan düzenlenip yapılmıştır. Bu hale getirmek için çok uğraşıp çaba sarf ettik. Ama yöre insanı pek kıymet bilmiyor. Belki tanıtımında da pek başarılı olamadık. Bu güzelliği takdir edecek insanlara kavuşamadık. Burasını bilip gelenler de zaten etraflarında yeterince yeşillik olduğu için pek takdir etmesini bilmiyorlar. Çoğu fiyatlara itiraz ediyor. Gecesi 10 Milyon TL. olmaz mı diyenler var. Aşağıda Kazımpaşa'da köftecilerde yediklerinin hesabına itiraz etmeyen insanlar, buraya gelince ödeyecekleri hesabı sürekli tartışıyorlar. Tüm bunlar beni ve eşimi yıldırdı. Neredeyse pes ettik. Artık hiçbir şeye elimi sürmek istemiyorum, hiçbir şeye. Bu yıl da sezon çok kısa geçti. Sürekli yağmurlar havuz girişine pek olanak vermedi. Buralara gelip, beğenerek kalan bir kaç İstanbullu ve Ankaralı konuklarımızdan sonra onların önerileri ile gelip bizi bulanlar oldu ama bu yeterli olmadı."

Tüm bu bilgiler sorduğumuz çeşitli soruların cevapları sayılır. Aklımda kalanları özetlemeye çalıştım. Restoran ve eklenti yapıları gezerken her adımda, her bir özellikte bize aktardığı ayrıntılı bilgiler bizi şaşkına çevirdi. "Tüm ağaç işçiliği, taşların yerleştirilmesi, alanın temizlenmesi, arazinin düzenlenmesi, görebildiğiniz her şey eşimin elinden geçti. Daha fazla ayrıntıyı kendisi verebilir. Kendisine haber verdim. Geldiğinde konuşursunuz" diyordu genç bayan.

Asiye Hanım
İzmit Yeni Turan'ın Arkasından
Yukarıpazar'dan

Adını, kaç yaşında olduğunu ve nereli olduklarını soruyoruz. Adı Asiye'ymiş. Otuz iki yaşında (!). İzmit'te, Yeni Turan Anaokulu'nun üst tarafında oturmaktaymışlar. Bu genç yaşta böylesine bilgi birikimi ve beceri nasıl mümkün (!) diyoruz. Kendilerini tebrik edip takdir sözcüklerimizi aktarmaya çalışıyoruz ama uygun kelimeleri seçmek ve aktarmak zor gibi yapılanlar için. Asiye Hanım bizi restoranın içine götürüyor. Kapıdan girişte sol köşede büyük bir şömine var. Önünde bir sehpa. Üzerinde eskilerden kalma bir şeyler özenle dizilmiş. Güzel bir örtü üstünde. Şöminenin içine de bir şeyler yerleştirilmiş. Hiç bir süs eşyası fazladan duruyor adeta. Batı duvarında, şömineye yakın, çapraz olarak asılmış bir post derisi var. Duvarın dibinde, şöminenin önünde L biçiminde bir koltuk takımı var. Tasarım ve düzenleme harika. Hiç bir şey ne fazla görünüyor nede bir eksiklik hissediliyor. Mutfağa, salonun tam ortasından açılan bir kapı ile geçilmekte. Doğu duvarının dip köşesinden yukarıya bir merdiven çıkıyor. Asma kata.

Üst kata çıkmadan önce, salonun batı duvarının köşesinde bulunan kapıdan bir yere götürüyor bizi Asiye Hanım. Bir tür Mahzen ama boş. Kuzey duvarının dibinden bir yerlerden su sızıyor. Yapımda yalıtım yapılamamış sanırım. İçerisi harika rutubet ve ozon kokuyor. Mahzenin pencereleri yok. Olsaymış çok harika olurmuş. Burası Disko yada Diskotek benzeri amaçlar için kullanılabilir. Bir iki havalandırma penceresi açılabilirse. Duvarlarda sanki ince kemerler varmış gibi, süslenmiş, farklı renklerle boyanmış.

Bilardo Salonu & Amerikan-Bar
Üst kat yarım balkon. Tam orta yerde harika bir Bilardo Masası. Kızlar hemen masanın başına geçiyorlar ve toplarla oynamaya başlıyorlar. Bir iki kez de topları yere düşürüyorlar. Istaka Askılığı batı duvarına sabitlenmiş. Doğu duvarına yakın bir iki masa atılmış. Masanın etrafına yeterince alan ayrılmış. Batı duvarı boydan boya Amerikan-Bar. Tezgahın üzerine yine çeşitli eşyalar dizilmiş. İri bir Wisky şişesi, maket tren, av bıçakları vb. Asma kat korkuluğunun bar tarafına üç tane Binici Eyerleri asılmış. En uçta olanı oldukça eski. Bilardo masasının etrafında yer alan sandalyeler çocukluğuma götürdü beni. Hani evlerimizde kullandığımız, düğün salonlarında, yazlık sinemalarda, kahvehanelerde üzerlerine oturduğumuz eski ağaç sandalyelerden. Bele gelen kısmı iki tahtalı, artası oyuk, oturma yeri düz dört beş tahta ile kaplı, ayakları kare ağaçtan. Ayakları arasında gerdirme teli olanlar vardı ya onlardan. Şimdilerde neredeyse hiç bir yerde rastlanmayan o eski sandalyeler nerden bulunup getirilmiş yada nasıl üretilmiş bilemiyorum.

Odaların İçi
Küçük kızımız Aybüke Beren, biz konuşurken sürekli olarak sözümüzü keserek bir şey istiyor ısrarlar. Bir ara kulak veriyoruz. Odaların içini görmek istiyor. "Görebilir miyiz, olanaklımı?", "Tabii, memnuniyetle. Yalnız dönemi kapattığımızdan biraz dağınık odalar" diyor Asiye Hanım. Dağınık denilen odalara girince, sadece yatak çarşafları, nevresim benzeri şeylerin olmadığını gözlemliyoruz. İki tür oda var. İkisi çift yataklı, diğer ikisi süit. Aybüke Beren ile Bengisu süit odaya bayılıyorlar. Kendilerine oda seçiyorlar. Biz burada kalırız diyorlar. Burada da neredeyse her şey ahşap. Her birisi uyumlu ve aynı desenlerle süslenmiş. Karyolalar ağaçtan. Sehpalar, kapı ve pencereler. Süit oda daha bir görkemli. WC & Banyo bir arada. Lavabo aydınlık penceresinin sağ tarafına yerleştirilmiş. Her bir odanın önünde verandası var. Verandalara sarmaşıklar sarılmış. Direkler arasında süslemeli kısımlar var. Ön tarafta havuz ve gerisi yeşilliklerin bezediği yamaç ve vadi. Daha ilerisi Kızılcık Köyü. Işıklar loş. Elektrikler gidip geliyor. Akım düşüklüğü olmalı. Kaş'ta kaldığımız Ekici Otel'in süit odasından daha özenli, temiz ve bakımlı. Tek farkı TV, Telefon ve mini-bar.

Gür Ailesi ve Öyküleri
Asiye (32) - Yıldıray (36) Gür çifti dört kişilik bir aile. Oğulları Efe (12), Kızları Seda (8) yanlarında. Yıldıray Bey, iki kardeşmiş. Ağabeyi Kemal Atılay (42) birlikte inşaat işlerine girmişler. Son zamanlara dek belli işler yürütmüşler Özbekistan'da. Özbekistan ile bağları oradan. O nedenle Özbek el işleme ürünleri ve işlemeli ağaçlar var burada. Daha önceleri LPG Tüp Bayiliği ve Sigorta A Acenteliği işleri ile uğraşmışlar. Çocuklukları Gölcük-Kavaklı'da (13) geçmiş. Aslen Seymen'denmişler (14). Yıldıray Beyin annesi Muhacir, babası Laz'mış. Eskiden, Döngel Belediyesi ve ardından Bekirpaşa Belediyesi Başkanlıklarını yapan Abdullah Çakmak (15) akrabalarıymış.

Döngel'de (16) yazlık, mütevazı bir ev yapmak için bir yer almayı çok istedik, ama olmadı, olamadı. "Ufak, şirin, mütevazı bir evimiz olsun istiyorduk" diye ekliyor Asiye hanım. "Aradık, araştırdık burasını bulduk. İlkin güzel, yaşanabilir, zevkimize uygun bir yer yapalım dedik. İşte oturduğumuz evi yaptık." diyor Yıldıray bey. "Böyle değildi ilk zamanlar. Biz birbirimize bağlı bir aileyiz. Saygılı ve tutkun. Yapılanlarda onlarında büyük emekleri ve katkıları var." Konutun ilk zamanlara ait bir resmini, daha sonra malikanenin eşini gezerken gösteriyor bize Yıldıray Bey.

Gür Çiftliği'nin Geçmişi & Öyküsü
Yıldıray Bey üzerindeki eşofmanlarla geliyor yanımıza. Tanışıyoruz. Gerçekten genç. Bedenen dinç. Saçlarında pek ak yok. Yüzünün sağ tarafında olasılıkla geçirdiği bir kazanın yara izleri var. Alnında ve ağzının kıyısında olanlar daha bariz. Gülünce ayrı bir hava katıyor yüzüne. Dikkat çekici. Ama bundan hiç söz açılmıyor. Resim çekmeye kalktığımızda bu kıyafetle görüntüye girmek istemem diye diretse de ısrarlarımıza karşı duramıyor. Karelerde yerini alıyor. Beraber çekilmiş bir iki pozumuz da var. Onları aile olarak da görüntülüyorum. Bence uyumlu harika bir çift. Zevkleri ve düşünceleri uyumlu olmasa böylesi güzellikler nasıl oluşturulup ortaya çıkabilirdi ki!

Dedikleri gibi ilk zamanlar kendilerine "Ufak, mütevazı bir kır evi" yapmak için işe başlamışlar. Adapazarı Beşevler Köyü'ne yakın bu yeri bulmuşlar. Arazinin tamamı 50 dönümmüş. Her tür düzenlemeyi Yıldıray Bey planlamış. Evin önünde yer alan dört bölmeli işliklerde hazırlanmış malzemelerin çoğu. Bir marangoz tutulmuş. Planya benzeri makineler alınmış. Ağaçların tamamı kendi denetim ve gözetiminde biçilip şekillendirilmiş. Korunun kıyı duvarını oluşturan traversler ve Arnavut Kaldırımı taşlarının öyküsü ise bir başkaymış. İzmit'e uzak olan bu yerde çalıştıracak işçi bulamamışlar çevreden. Taşımalı her gün İzmit'ten işçi getirmişler. Arazi ilk zamanlar çok dikenli ve fundalıkmış. Arazinin çevre düzenlemesini de tuttuğu 30 adamla günlerce uğraşarak yapabilmiş. İlk zamanlarda bazı tatsız olaylar yaşamışlar. Buraya elektrik ve su getirememişler. "Sonra her şeyi bir şekilde çözümledim." diyor Yıldıray Bey.

Amaçları iki kardeşin yaşayabileceği bir yer yapmakmış. İlk ortaya çıkan ev daha küçükmüş. "Bu işe 1997 yılında başladık. Ve iki yıl sürdü neredeyse. 1999 yılında havuzun deneme işini yapacaktık. Tam deprem öncesi geceydi. Ertesi gün deprem oldu. Ve yine her şey uzun süre öylece kaldı." diyordu Yıldıray bey. Çiftlik (!) olarak işletmeye iki yıldır devam ediyorlarmış. Neden Çiftlik? Bunun net bir cevabını alamadım. Bu isim, Akmeşe-Adapazarı Yolu'nu kullanan insanlarda, sıradan bir çiftlik düşüncesini oluşturmakta. Kanımca iyi bir isimlendirme değil. Çiftlik denilince ya özel bir çiftlik, ya mantar çiftliği yada ne bileyim tavuk yada at çiftliği oluşuyor insanlarda. Bende aynı tarzda değerlendirmiştim ilkin.

Yeşil Vadi Gür Çiftliği'nin
Hizmet Dönemi

Yazın, üç aylık dönemde, Eylül ayına dek kır lokantası benzeri hizmet vermekteymişler gün boyunca. Hafta sonları daha kalabalık olabiliyormuş. Hafta içi yada hafta sonları gecelemeye kalanlarda oluyormuş. Havuza talebin fazla olduğunu belirttiler. Eylül ayında yağmurların artması ile işlerin ve talebin iyice azaldığını belirttiler. Gelecek yaza değin hizmetlerini kapatacaklarmış.

"Ama kanımca," dedim. "Böylesi bir yer sürekli işletmede kalabilir. Hafta sonlarını burada geçirmek isteyen bir sürü aile vardır zevk ve özen sahibi. Et Lokantası olarak da kışın hizmet verebilecek bir yer burası." Ama çalıştıracak eleman bulamadıklarından yakınmaktaydılar. "Şayet tanıtımında başarılı olabilseydiniz, burada kimler kimler toplantı yapmak, zevkli saatler geçirmek istemez ki diye önerdim. Bir çok farklı etkinliğini burada geçirmek isteyecek insan grupları vardır." dedim.

Ama bu güzelliğin duyulup bilinmemesine, böyle ıssız ve uğranılmayan bir yere dönüşmesine yol açan nedenlerin neler olduğunu anlamak hemen olanaksız. O anda insan düşünemiyor. Ama bir şeylerin ters gittiği düşünceleri uçuşuyor insanın kafasında. Toyota'dan bir çok kişinin geldiğinden söz ediyorlar bir ara ama emin değiller. İzmit yada Adapazarı bayilerinden mi yoksa fabrikadan mı gelenler! Burasını bilip tanıyanlarla görüşmem, tanıyıp bilenlerin deneyimlerini ve bana aktaracaklarını dinlemem daha ayrıntılı bir fikir verebilir. Nelerin ters gittiğine, nelerin kabul görmediğine yada insanların ayaklarını, bu güzelliklerden kesmelerine ne tür olayların yol açtığına dair belki bir şeyler öğrenebilirim.

Malikanenin İçi
Yıldıray Bey, bizi konutun içini göstermeye götürüyor. Arabadan inince gündüz sakin olan köpekler değişmiş. Üzerimize doğru atılıyorlar. bahçeden geçip evin giriş kapısına gidiyoruz. Ayakkabılarımızı çıkarıp içeri giriyoruz ardından. Güney tarafta iki, pencere var. Batı duvarının kuzey köşesinden ağaç bir merdivenle üst kata çıkılıyor. Giriş kapısının hemen solunda pencere yakın köşede eski tip döküm bir soba var. Soba grisi renkte. Şömine güney tarafa, batı duvarının köşesine yakın yapılmış. Burada ki şömine de oldukça büyük. Mutfak merdivenin girişinde. Ahşap ve süsleme her yerde hakim. Banyo mutfağın sağında kalıyor. Fayanslar ve eviyeler olmasa burası da neredeyse ağaçla giydirilmiş. Mutfak ile Banyo kapıları arasında bir duvar aynası var. Çerçevesi süslü. Tavan kalın ağaçlar üzerine oturtulmuş. İkinci kata çıkıyoruz. Merdivenin duvarında iki üç Özbek erkek kostümü aslılı. Bayan kostümlerinden örneklerde yukarıda yatak odasının yanlarında var. Her yerde Özbek şapkaları, mendilleri ve çorapları. Renk renk desen desen. Batı duvarına kıldan bir kilim asılmış. Yataklar tekli yan yana batı köşede. Takaların güney tarafında bir kütüphane var. Kuzey köşede ise çeyiz sandığını andıran bir sandık. Burada ki Banyo ve WC de çok güzel düzenlenmiş ve süslenmiş.

Görüp Bilenlerin Aktardıkları
İntibalar & Görüşler

Dostumuz Ülkü Koç'un erkek kardeşi Erkan Baykal'ın buraya gelişi tesadüf olmuş. Ortamı çok beğenmiş. Fiyatlar ve hizmet konusunda, günü birlik ve kısa süreli bir mola verdikleri için pek görüşü yoktu. Onu ve arkadaşlarını sıkan yada rahatsız eden bir olay yaşamamışlar.

Toyota çalışanlarından burasını bilen, daha önceleri buraya gidip de artık gitmeyen var mı şeklindeki araştırmam farklı sonuçlar verdi. Burasını daha çok benim gibi, sessiz, sakin ortamları, yeşilliği ve doğayı seven dostlarım keşfetmiş olabilirlerdi. Bir de öneri üzerine gidenler olabilirdi. Öyle ya hava atmayı seven kişiler Bodrum, Marmaris, Grand Marmara Oteli, Balıkçı Restoranları varken neden böyle yerlere gelsinler di ki!

Harun Ölmez (17) ve Özgür Dinçol (18) burasını çok iyi bilirlermiş. Dostum Harun Ölmez, Yıldıray Beyi bir yakını vasıtası ile tanırmış ve bilgisi buradan kaynaklanıyormuş. "İlk zamanlar neredeyse iki sene öncesi buraya ben çok gittim. Elimde tomar tomar broşürlerini Toyota'da ve çevreme de çok dağıttım. Tüm dost ve yakınlarıma önerdim. Çok kişi gönderdim buraya diye aktarıyordu. Özellikle eşim çok beğendiğimiz için çevresine tanıtımı için çok çaba sarf etti." diyordu Harun. "Ama bir süre sonra istemez olduk, ayaklarımız gitmez oldu. İşletmecilik anlayışındaki bazı farklı tarafları nedeniyle soğuduk. Düzelme ve iyileşme göremediğimiz için de artık gitmez olduk. Doğal olarak ta benim çevremde benzer şeyleri yaşadıkları için gitmez oldular. Oraya benim kadar müşteri gönderen olmamıştır" diye devam etti Harun.

"Ama bazı farklı yaklaşımlar yaşadık. Alkolün olmadığı bu yerde, akşamları biz bira içebiliyorduk. Bir tür denetimli ve göz altında. Ama bir hafta sonu sırf erkeklerden oluşan bir grup geldi. Yanımızda Rakı içildi. Havuza girip çıktılar. Oldukça hareketli ve neşeli bir gruptu. Bizi rahatsız eden onlara farklı bir anlayışın gösterilmiş olmasıydı. Havuza giriş ücreti için çocuklardan da yetiş ücreti talep edilmesi bizi de sıkıyordu ama aldırmıyorduk ilkin. Ama bir dostumuzun havuza bir kez girip çıkan çocuğu için ücret ödemesi, rahatsızlığımızın tepe yapmasına yol açtı."
"Yemek servisini, Asiye Hanım yapardı. Ama bazen tabaklar masalarımıza atılırcasına bırakılırdı. Bu ve benzeri yaklaşımları önemsemesek de, bunlar zamanla bizi aşırı rahatsız etmeye başladı. Benzer rahatsızlık ve şikayetleri burayı önerdiğim tanıdık ve dostlardan da almaya başlamıştık. İki yıl öncesi fiyatları ile etin ve köftenin kilosuna 15 milyon TL öderdik. Havuza giriş ücreti ise hem yetişkinlere hem de çocuklara 5 milyon TL. idi. Şimdilerde yeme içme, konaklama ve havuz ücretlerinin ne olduğunu bilmiyorum. Zamanla biriken ve bizi artık rahatsız eden olumsuzluklar sonucu buraya gitmeyi kestik. Dostlarımız ve tanıdıklarımızda gitmez oldular buraya. Uzun süredir artık uğramaz oldum." diye bitirdi deneyimlerini ve yaşadıklarını anlatmayı dostum Harun Ölmez.

İşte yeni keşfettiğim Yeşil Vadi, Gür Çiftliği. Benim gözlemlediklerim, izlediklerim, dinlediklerim ile birlikte burasını benden önce keşfetmiş kişilerin görüşleri ve deneyimleri böyleydi. Bizzat gidip yaşamak, görmek ve öylece bir kanıya varmak bence en güzeli. Ne dersiniz görmeye ve bu ortamı yaşamaya değmez mi!

Görüntüler
Yeşil Vadi, Gür Çiftliği, Özel konut ve çevresine ilişkin görüntüler ile Restoran ve Yüzme Havuzunun bulunduğu Motel kısmının görüntülerinin tamamı http://community.webshots.com/user/erkankiraz11 adlı siteme yüklenmiştir. Resimleri izledikten sonra aktardığımı tanımlamalarda eksik gedik kaldığını düşünebiliriniz. Bunda haklıda olabilirsiniz. Her bölümü ve her gördüğüm yeri tam olarak aktarmada ve tanımlamada biraz geniş davranmış olabilirim. Yazından sonra görüntüleri izlemek arada kalan eksiklerin giderilmesinde yardımcı olacaktır. İyi izlemeler dilerim.

Dip Notlar ve Açıklamalar

(1). Polenez Köy: İstanbul'da Şile yolu üzerinde kurulu bir köydür. İlk yerleşikleri Polonya asıllı olup günümüzde bu köy çevresinde yer alan güzel restoran ve kır evlerinin çoğu köyle ilgisi olmayan kişilerce işletilmektedir. Genç neslin neredeyse tamamı Polonya'ya geri dönmüştür. Geri

(2). Ülkü ve İrfan Koç: Yakın aile dostumuzdur. Bir gün ara ile evlendik. Dostluğumuz ve ailesel gidiş gelişlerimiz sürmektedir. Gezmeyi ve iyi ortamlarda bulunmayı seven nadide dostlarımızdandır. Geri

(3). Ketence yada Ketenciler Köyü: İzmit-Akmeşe Yolu üzerinde, yola yaklaşık 1 km içerde, yamaçlarda yer alan bir Çerkez Köyü'dür. Yerleşiklerin ataları buralara 1876'lardan itibaren, Kırım Savaşı sonrası gelip yerleşmişlerdi. Köy nüfusunun neredeyse tamamı kente bağlı yaşarlar. İşçi, memur yada serbest işle uğraşırlar. Tarım ve hayvanlıkla uğraşan sayısı az gibidir. Birbirlerine bağlı, Çerkez olamayan kişilerin pek yaşamadığı bir köydür. Köyde bir Kafkas Kültür Derneği bulunmaktadır. Geri

(4). Karaabdülbaki Köyü: İzmit-Akmeşe Yolu üzerinde, ketence Sapağı'ndan sonra yer alan ilk köydür. Köy bir göçmen köyü olup, bakımlı, temiz ve düzenli bir yerleşime sahiptir. tarım ve hayvancılıkla geçinirler. Köyde göçmen gelenekleri hakimdir. bayanlar geleneksel siyah renkli giysileri ile dolaşırlar. Yol üzerinde eski bir köy çeşmesi bulunur. Köye yeni bir cami yapılmaktadır. Oldukça büyük bir cami. Çevre köy yerleşiklerini de içine alabilecek denli. Geri

(5). Sapakpınar Köyü: Bu köy İzmit-Akmeşe Yolu üzerindeki ikinci köydür. Karaabdülbaki köyü gibi bir göçmen köyüdür. Köyde yol üzerinde gençlerin toplandığı ve vakit geçirdikleri bir çeşme vardır. Yolun sol tarafında kalan mezarlık antik ve tarihi bir mezarlıktır. hayvancılık ve sür ürünleri ile ilgilenmektedirler. Yerleşim itibari ile diğer köylerden farklıdır. Konutların çoğu eski tiptedir. caminin karşısında yolun hemen yanında harika bir köy kahvesi vardır. Geri

(6). Süleymaniye Köyü: İzmit-Akmeşe-Adapazarı Yolu üzerinde İzmit'e bağlı en uç köylerden birisidir. Bu köyden Ortaburun ve Avluburun köylerine uzanan bir yol vardır. Geri

(7). Beşevler Köyü: Bu köy, Sakarya İl Sınırı'ndan sonra ilk köydür. Yerleşikleri 1925'lerden itibaren Romanya-Türkiye arasında yapılan Mübadele Anlaşması kapsamında Romanya'dan gelen göçmenlerle iskan edilmiştir. tarım ve hayvancılıkla geçinmektedirler. Geri

(8). İzmit Doğu Platosu: İzmit'in kuzey tarafında yer alan dağlar yaşlı ve yassıdır. Bölgede yer alan üç sıra yükseklikten biricisi olan bu plato Akmeşe Yolu üzerinde Karaabdülbaki Köyü'nden itibaren yükselir ve Adapazarı Beşevler Köyü'nden itibaren ovaya doğru alçalır. Geri

(9). Kazımpaşa: Adapazarı'na bağlı bir Beldedir. Izgara et ve köfte restoranları ile ünlenmiştir. Geri

(10). Köşk Köfte Salonu: Adapazarı, Kazımpaşa, Selahiye Köyü'nde yamaçta kuruludur. Harika düzenlenmiş çevresi ve ahşaptan yemek yerleri vardır. En beğendiğim ve fırsat buldukça gittiğim bir mekandır. ,Geri

(11). Ahmatlar: Anne tarafımın göç ettiği Romanya da bir köyün adıdır. Bugün bu kesim iki ülke arasında yapılan sınır anlaşmaları sonucu Bulgaristan Topraklarında kalmıştır. Yeni adı Stefan Karadja'dır. Geri

(12). Mübadele Muhaciri: Yerdeğişim Göçmeni. Türkiye ve diğer ülkeler arasında yapılan ikili karşılıklı göç anlaşmaları kapsamında Türkiye'ye yerleşen göçmenlerdir. Romanya ile yapılan anlaşmada bu kapsama alınmıştır. Romen kökenli kişiler Türkiye topraklarında olmamasına karşılık, Romanya'dan gelen göçmenlere bu olanaklar sağlanmıştır. Geri

(13). Kavaklı: İzmit-Gölcük'e bağlı bir yerleşim yeridir. Körfez kıyısında eskilerde bataklık olana arazi üzerinde kurulmuş olan bu yerleşim yeri 17 Ağustos 1999 Depremi'nde en ağır kayıp ve hasarı almıştır. Geri

(14). Seymen: İzmit Körfezi'nin güney-doğu ucunda yer alan küçük bir yerleşim yeridir. Ama Bitinya Krallığı'ndan önce Astakos Krallığı'nın başladığı yer olarak adı geçer. Roma, Bizans ve Osmanlı zamanlarında Başiskele kıyısında yer alan limanı dolayısı ile önemli bir yermiş. Geri

(15). Abdullah Çakmak: Önceki Dönemlerde İzmit Körfezi'nin güneyinde yer alan Döngel Beldesi'nin ve Bekirpaşa Beldesi'nin Refah Partisi kapatılmadan önce, bu partiden seçilmiş ve bu beldelerin Belediye başkanlıklarında bulunmuştur. Geri

(16). Döngel: İzmit Körfezi'nin güney tarafında yer alan bir beldedir. Geri

(17). Harun Ölmez. Toyota Adapazarı Üretim Kontrol Departmanı'nda çalışan, doğayı ve denizi seven bir dostumdur. Gezip görmediği, gitmediği yer neredeyse kalmamıştır. Bu alanda çok deneyimi ve bilgisi olan bir kişidir. Geri

(18). Özgür Dinçol: Toyota Adapazarı Üretim Kontrol Departmanı'nda çalışan bir dostumdur. Bu arkadaşımda gezmeyi ve güzel mekanlarda bulunmayı sever. Geri



Erkan Kiraz'ın fotoğraf arşivine aşağıdaki linlerden ulaşabilirsiniz.

http://community.webshots.com/user/erkankiraz

http://community.webshots.com/user/erkankirazi
http://community.webshots.com/user/erkankiraz2
http://community.webshots.com/user/erkankiraz3
http://community.webshots.com/user/erkankiraz4
http://community.webshots.com/user/erkankiraz5
http://community.webshots.com/user/erkankiraz6
http://community.webshots.com/user/erkankiraz7
http://community.webshots.com/user/erkankiraz8
http://community.webshots.com/user/erkankiraz9
http://community.webshots.com/user/erkankiraz10
http://community.webshots.com/user/erkankiraz11
http://community.webshots.com/user/erkankiraz12
http://community.webshots.com/user/erkankiraz13
http://community.webshots.com/user/erkankiraz14
http://community.webshots.com/user/erkankiraz15
http://www.trainweb.org/demiryolu
http://www.virtualtourist.com/erkankiraz
http://www.mtuncel.tripod.com/mustafatuncel/id24.html
http://groups.yahoo.com/group/bilgisayarveinternetguvenlik

site: Jean-Patrick Charrey, contributions & translation into Turkish by Erkan Kiraz

© Copyright Hakkı Erkan Kiraz'a Aittir. Her Hakkı Saklıdır.
Bu yazı ancak kaleme alanın izni alınarak tekrar yayınlanabilir yada dağıtılabilir.
© Copyrighted to Erkan Kiraz. All Rights Reserved.
This study may be re-copied or re-distributed only with prior consent of its Author.
Edited by Erkan Kiraz erkankiraz@yahoo.com on 18/08/02.



şifremi hatırlamıyorum
üye olmak istiyorum

Bu sayfayı arkaşıma gönder

 Otel ara



site içi arama


burası neresi?



en güzel fotoğraflar





İş Fikileri Düşünce Havuzu



Gerçek Safranbolu Lokumu


Linkler    Bize ulaşın    Üyelik    Acentalara özel    Otellere özel    Otelinizi ekleyin    Hakkımızda

© 1999 Gezi Notları